arşiv

yazar arşivi

Kimi İşe Almalı?

Pazar, 01 Mar 2015 yorum yok

Seninle aynı şeyi satanı değil; seninle aynı hayali paylaşanı işe al!

İlki uygun bir ücret karşılığında ya da sıkıntılı bir anında seni terkederken;  diğeri ise hedeflerine ulaşman için kan, göz yaş ve ter içerisinde seninle beraber savaşacaktır.

İleri Yönetim Teknikleri 1: Saksıdaki Çiçek İle Performans Takibi

Cuma, 19 Eyl 2014 yorum yok

20140919_111433Yeni bir işe başladığımda ya da uzun vadeli bir projeye giriştiğimde odama bir çiçek alırım. Proje ya da yeni yüklendiğim iş boyunca gözlemlerim onu. Çiçeğin gelişimi ve sağlıklı oluşu doğrudan projenin başarısı ile ilintilidir. Durun hemen, nasıl olur demeyin. Müsade edin açıklayayım. Sorumluluk alarak, uzun vadeli bir işin altına girdiğinizde, bir süre sonra o işin bir parçası haline gelirsiniz. Çoğu zaman insan kendi dışarıdan gözlemleyecek kadar berrak bir zihine sahip olamaz. “Yol insanı değiştirir” derler ya;  Yoğunluk ve baskı bir süre sonra savruk ve dağınık bir zihne sebebiyet verir. İşin kötüsü böyle bir durumunda bunun farkına varılması ve başlangıçta ortaya konulan hedeflere ulaşılması çok zordur. Böyle bir zihin yapısı ilk olarak çevrenizi etkiler. Yönetilen takımda kendini gösterir. Sonrasında ise yaşanılan ve çalışılan mekanlarda zihni savrukluğunuzun izlerini görebilirisiniz.(Göremezsiniz!) Göremezsiniz çünkü sizin de bir parçası olduğunuz bütüne, kendinizi soyutlayarak dışarıdan bakmak çoğu zaman mümkün olmaz. Hele berrak olmayan bir kafa ile… İşte çiçek burada devreye giriyor. Çiçekler, çoğu itibari ile iyi bakım gerektiren bitkilerdir. Düzenli aralıklar ile belirli hassasiyetleri onlara göstermediğiniz taktirde; sizinle arkadaşlıklarını bitirir ve sizi terk ederler. Yoğun baskı ve sorumluluk altında eğer zihni berraklığımı kaybetmişsem, belirli şeyleri boşlamışsam baktığım çiçeği de ihmal ederim ve bir süre sonra yaprakları sararır, solar. Eğer her şey yolunda ise ona da gerekli özeni gösteririm. Doğal olarak o da sağlıklı bir şekilde bana arkadaşlık eder. Bir de işin başka bir yönü var ki bunu ispatlamak biraz zor. 🙂 Derler ki çiçekler bulunduğu ortamın genel durumundan etkilenirmiş. “Negatif bir zihin, pozitif bir hayat vermez” diye sevdiğim bir söz var. Siz negatifseniz çıktığınız yolun sonunun pozitif olması beklenemez. Doğal olarak negatifseniz çiçek solacaktır. Pozitifseniz çiçek sağlıklı olarak büyür. İşte böyle…Bu arada odama yeni bir çiçek aldım. 🙂

Analar Ağlıyor

Çarşamba, 14 May 2014 yorum yok

Bnk3EiXIQAE5b8wDün tüm ülkemizi yasa boğan acı bir kaza yaşadık. 800’e yakın madencimiz, yeraltında mahsur kaldı. Şuan itibari ile 200’den fazla ölü var fakat sayının nerede duracağını kimse bilmiyor. Şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Geride kalanlara rabbim sabır versin.
Benim de memeleketim Manisa… Soma’yı da az çok bilirim. Soma ekmeğini kömürden çıkaran ufak bir ilçedir. Bu kadar çok cenaze her evin bir yakınını kaybettiği anlamına geliyor. Önce bütün bir ilçeye sonra bütün bir ülkeye ateş düştü.
Türkiye maden kazaları konusunda sicili Çin’den bile kötü olan bir ülke. ABD ile karşılaştırıldığında bizim madenlerimizde 12 kat fazla ölüm yaşanıyor. Maalesef insan hayatının ucuz olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bu ülkece artık kanıksadığımız bir durum…Başbakan çıkıp “Ölüm bu işin fıtratında var” diyorsa varın gerisini siz düşünün.
Geçtiğimiz yıl 1200’den fazla vatandaşımız iş kazalarında yaşamını yitirdi. Bunların 59 tanesi çocuktu. BnlGJ55IYAAH4i3.jpg-largeTaşeronlaşma’nın bizzat devlet eliyle teşvik edildiği bir ülkede bu rakamlar şaşırtıcı olmasa gerek
1941 yılından bu yana 3 binden fazla madem işçimiz biz ısınalım diye, ölümün soğuk kollarına kendilerini bıraktılar. Rakama bu kazadaki şehitlerimiz dahil değil. Maden kazalarında yaralananların toplam sayısı ise 100 bin’in üzerinde…
Dün ve bugün nice çocuklar babalarını, nice eşler kocalarını, nice anneler evlatlarını kaybetti. Ders alınmadığı taktirde de can kayıplarının sonu gelmeyecek.  ANALARIMIZ AĞLIYOR vesselam…

İnternet ve Demokrasi

Salı, 13 May 2014 yorum yok

demokrasi Demokrasi Yunanca Halk ve İktidar kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Türk dil kurumu halkın egemenliğine dayanan yönetim biçimi olarak tanımlıyor demokrasiyi. Halkın gücü elinde tuttuğu yönetim şekli…
Sağlıklı bir demokrasi ancak toplum içerisinde iyi işleyen iletişim kanallarının varlığı ile mümkündür. Bu sayede halk ülke yönetimi için gerekli bilgilere ulaşabilir. Bilgiye ulaşım ne kadar kolay ise yönetim için verilecek kararlar da o kadar doğru ve isabetli olur.
Günümüzde temsili demokrasi anlayışı hakimdir. Yani halk kendi adına karar vermesi için kendi içersinden bir grubu seçer. Sonra da sahip olduğu farklı araçlarla seçilmişleri denetler. Bunun alternatifi doğrudan demokrasidir ki her yapılacak işin doğrudan halka sorulmasıdır; referandumlarda olduğu gibi…
Sosyal medya bigiye ulaşma noktasında halka, tarihte benzeri olmayan bir güç kazandırmıştır. Bu durum ülke ve idare ile ilgili daha fazla bilgi imkanına sahip olan halkın, yönetimle ilgili daha sağlıklı kararlar alabilmesi demektir. İnsanoğlu tarihte ilk defa doğrudan demokrasiye bu kadar yaklaştı. İlk defa yönetime iradesini bu kadar kolay ve net olarak yansıtabileceği araçlara sahip oldu. İşin ilginç tarafı bu araçları kullanımının önündeki en büyük engel yine halkın kendi seçtikleri. Yönetenler internet yasaklarını alabildiğine geniş bir çerçevede uygulamaya çalışıyorlar. Neden mi? Ya sizce? Halk tarafından seçilenler, halkın iradesini göklere çıkartanlar, neden halkın daha fazla bilgi almasından gocunurlar? Cevabı yönetenleri seçen, değerli halkımıza bırakıyorum.

Yeni Medya Yeni İletişim Stratejisi

Pazartesi, 17 Şub 2014 yorum yok

New MediaBir zamanlar bilginin güvenli bir şekilde maksimum iletim hızı, atlı bir ulağın hızı kadardı.(Saatte 60 km.) Bilgiyi doğru bir şekilde geniş kitlelere duyurmak ise biraz daha zahmetliydi. Kaleme kuvvet. Ne  kadar hattatınız varsa o kadar hızlıydınız.

1450’lerde modern matbaa’nın icadı insanoğluna, bilginin geniş topluluklara iletiminde radikal imkanlar sundu. Yine at üzerindeydiniz ancak artık daha fazla nüshaya sahiptiniz. Bilginin dağılım hızındaki bu ivmelenme Avrupayı 300 yıl boyunca etkisi altına alanacak, siyasi ve sosyal kırılımları da beraberinde getirdi.

Nitekim, tarihin tüm devirlerinde, bilginin iletim hızını ve çoğalma imkanını arttıran her gelişme, toplumların yaşamlarını, kökten etkileyen hareketleri de beraberinde getimiştir. Telgraf, telefon, radyo ve televizyon sonrasındaki değişimler bunun en güzel örnekleridir. İnsanoğlu her seferinde fikirlerin iletimi için yeni olanaklar çerçevesinde yeni stratejiler kurgulamıştır; mevcut medya ortamını en iyi şekilde kullanmayı sağlayan stratejiler…

Yeni çağ, yeni bir iletişim aracı ile beraber geldi; sosyal medya… Belki farkındayız belki değiliz ama sosyal medya, ekonomiden siyasete, sanattan, modaya, eğitimden, yönetime, tüm hayatımızı radikal biçimde dönüştürüyor. Bu dönüşümü de kendi kuralları çerçevesinde gerçekleştiriyor.

21. yüzyıldayız. Yeni çağın iletişiminde fikirlerinizi daha ileriye taşıyacak bir stratejiniz var mı? Yeni dönemin iletişim kurallarına hakim misiniz? Bu sorulara vereceğiniz cevaplar, geleceğin dünyasındaki yerinizi belirleyecek.

Sosyal Medya ve Seçim Sonuçlarının Tahmini

Çarşamba, 06 Kas 2013 yorum yok

SocialMediaVote-3047’den 70’e toplumun vageçilmezi olan sosyal medya, seçim sonuçlarının tahmininde faydalı bir araç olarak kullanılabilir mi?

Şüphesiz bu konu ile ilgili bir çok farklı çalışma yapılabilir. Ancak bugün, ABD’de başkanlık seçimlerinin yapıldığı 6 Kasım 2012 tarihine dair Facebook’tan bazı veriler paylaşacağım. Seçmenler’in son kararlarını verdikleri o kritik günde, sadece sosyal medya kullanılarak seçim sonuçlarını erken tahmin etmek mümkün müydü?

Göz önünde tutmamız gereken İlk önemli veri, her 10 facebook kullanıcısından 9’u her gün bu siteyi ziyaret ediyor. 6 kasım 2012 seçim gününde de bu durum değişmedi, bir farkla; o gün paylaşımların odağında seçimler vardı ve gün boyunca sadece seçimler ile ilgili 71.7 milyon paylaşım yapıldı.

Facebook, belirli zaman aralığında, belirli bir konu hakkında ne kadar  konşulduğunu “Talk Meter” isimli bir algoritma ile ölçüyor. Seçilen konu ile ilgili sohbetin yoğunluğu ile bağlantılı olarak da 1 ila 10 arasında puanlama yapılıyor.  6 kasım günü seçimlerin Facebook’ta konuşulma oranı 9.27 idi. Bu rakam 2012’de ABD’de yakalanan en yüksek Talk Meter skorudur.

Konu adaylar bazında incelendiğinde ise  Romney 7,83 oranında konuşulurken, Obama’nın konuşulma oranı ise 8,41 idi.

Seçim günü saat 14:30 yapılan ölçüme baktığımızda ise,  ABD’de en fazla konuşulan 10 kelime ise şöyle sıralandı.

1. Vote / Voted / Votes
2. Obama
3. Election
4. Romney
5. Ballot
6. Polling
7. Ohio
8. Freedom
9. Campaign
10. Machines

Seçim sonuçlarını mı istiyorsunuz?  Sihirli küreye ihtiyaç yok, facebook’a bakın size galibi söyler. 🙂

Tek Bir Soru…

Cuma, 18 Eki 2013 yorum yok

Hong Kong Apple Store OpeningTüm pazarlama hilelerinden ve reklam aldatmacalarından daha güçlü tek bir soru vardır.  Satınalma kararı vermeden sorulduğunda hayat kurtaran tek bir soru:

GERÇEKTEN İHTİYACIM VAR MI?

Elimdeki Kitap: SUBLİMİNAL

Çarşamba, 16 Eki 2013 yorum yok

Bilinçdışınız Davranışlarınızı Nasıl Yönetir?

Subliminal ABD’li Kuatum Fizikçisi yazar Leoanard Mlodinow’un yazdığı kitap, bilinçaltının günlük yaşama etkilerini inceliyor.Yazarın kariyerindeki çok yönlülüğü kitabın anlatımını da etkilemiş. MacGyver ve Uzay yolu gibi dizilerin de senaristliğini yapan yazar, bir süre ünlü fizikçi Stephen Hawking le birlikte de çalışmış. Kitapta insanları etkileme yollarından, grup içindeki insan psikolojisine kadar bir dizi konu üzerine bilgi sunuluyor. Bahsedilen konulara ait teoriler kısa bir biçimde verildikten sonra o kanu ile ilgili yapılan deneyler uzun uzadıya anlatılıyor. Bu durum belki de kitabın en zayıf yönlerinden bir tanesi… O kunuya ait birbirinin benzeri onlarca deney ard arda sırlanıyor. Bu yüzden kitabı bir süre sonra, belirli konular üzerine yapılmış deneylerin derlemesi gibi görebiliyorsunuz.

Genel olarak tavsiye edilebilir, zihin açıcı bir kitap. Sağlam okurum, okumaktan sıkılmam ve psikolojiye meraklıyım;  diyenlere tavsiye edilir.

Künye

Adı: Subliminal/Bilinçdışınız davranışlarınızı nasıl yönetir?

Yazarı: Leonard Mlodinow

Kitapevi: Okyanus

Çeviri: Nuray Önoğlu

Basım Yılı: 2012

Sayfa Sayısı: 323

Siyaset Asık Yüze Mahkum mu?

Salı, 23 Tem 2013 yorum yok

Görsel

Aşağıdaki fotoğrafı, dünyanın süper gücünü yöneten adam, halkına günaydın demek için, 10 saat önce Facebook hesabından paylaştı. 10 saat içerisinde yaklaşık 600 bin kişi fotoğrafı beğendi. 25 bin kişi arkadaşları ile paylaştı. Ne yalan söyleyeyim, siyasi iletişim ile uğraşan biri olarak, ülkem adına kıskandım.

Bizde, siyasetçinin giydiği keskin ütülü koyu takım elbise onun ruhuna da sirayet ediyor. Ortaya, asık suratlı eski Yunan tanrıları edası ile etrafta dolaşan insan profili çıkıyor. Bu psikolojide birinin halkı ne kadar anlayıp, nabzını nasıl tutacağının değerlendirmesini size bırakıyorum.

Peki ne yapmak lazım? Biraz tevazu iyi bir başlangıç olabilir. Ne dersiniz haksız mıyım?

İlk Apple Bilgisayar 641.400$’a Satıldı!

Pazar, 26 May 2013 1 yorum

Geçiğimiz günlerde Almanya’da düzenlenen müzayadede ilk üretilen Apple bilgisayarlardan biri 671.400$’a yani kabaca 1.250.000 TL. ye satıldı. Hani Apple pahalıdır diyenler, haksız da değil yani… 🙂 Apple 1 isimli bilgisayar 1976 yapımı; 37 yaşında… 2007 Ocak ayında çıkan ilk iPhone sahipseniz eski telefonunuzu bir kenarda saklayın; benden söylemesi… Pişman olmayacaksınız. 🙂

Şaka bir yana, Steve Jobs’un ailesinin Garajında Steve Wozniak’ın mühendisliğinde üretilen bu cihazın değeri, biraz da Amerikan “garage” kültürünün sembolü olması sebebi ile bu kadar yüksek. Birinci nesil olan bu bilgisayardan dünya üzerinde toplam 44 adet bulunduğu tahmin ediliyor ve bunların da 6 tanesi hala çalışıyor. Aşağıdaki Apple 1’in resmine bakarken insan, ister istemez “neredeeeeeen, nereyeeeee” demeden edemiyor.

Apple 1