close
tamaulipas-crow-l07-47-241_v

Penceresinden dışarıyı seyrederken, dalda duran kargaya takıldı, ihtiyar adamın gözleri. Yanında oturan oğluna döndü. Daldaki nedir dedi?

Oğlu cevap verdi.

-Karga

Kırklarını geçtikten sonra bir evlat vermişti Allah ona… Ama ne mutluluk, herhalde bir çocuğumuz olmacak dediklerinde çıkıp gelmişti, Can’ları… Can’a bir daha sordu.

-Evladım dalda duran nedir?

-Karga baba

-Evladım şu siyah şey nedir?

-Karga, karga…

– Evladım bu nedir?

Genç adam sinirlenmişti.

– Karga baba, karga dedim ya karga, karga…

Usulca kalktı yerinden yaşlı adam. Yılların yükünü taşıyan dizlerine bir kez daha yüklendi. İçeriden elinde eskice bir defterle geri döndü.

Bir şey okusam dinler misin? dedi oğluna… ve kelimeler usulca döküldü dudalarından…

“Bugün bana ağaçtaki kuşu sordu. Karga dedim. Sonra ardımdan tekrarladı. Ne kadar güldüm, O da gülmeye başladı. Sonra bir daha sordu. Yine karga dedim. Sonra bir daha sordu. Yine karga dedim. Sonra tam 21 kez daha sordu. Yine cevap verdim. Allah’ım kıkır kıkır ne güldük, ne güldük… Henüz üç yaşındasın… Allah yüzündeki gülüşü bir ömür soldurmasın, Oğul can oğul…

Baba oğul ıslak gözlerle baktılar uçup giden karganın ardından…