arşiv

‘Fütüristik Yazılar’ kategorisi için arşiv

Yeni Medya Yeni İletişim Stratejisi

Pazartesi, 17 Şub 2014 yorum yok

New MediaBir zamanlar bilginin güvenli bir şekilde maksimum iletim hızı, atlı bir ulağın hızı kadardı.(Saatte 60 km.) Bilgiyi doğru bir şekilde geniş kitlelere duyurmak ise biraz daha zahmetliydi. Kaleme kuvvet. Ne  kadar hattatınız varsa o kadar hızlıydınız.

1450’lerde modern matbaa’nın icadı insanoğluna, bilginin geniş topluluklara iletiminde radikal imkanlar sundu. Yine at üzerindeydiniz ancak artık daha fazla nüshaya sahiptiniz. Bilginin dağılım hızındaki bu ivmelenme Avrupayı 300 yıl boyunca etkisi altına alanacak, siyasi ve sosyal kırılımları da beraberinde getirdi.

Nitekim, tarihin tüm devirlerinde, bilginin iletim hızını ve çoğalma imkanını arttıran her gelişme, toplumların yaşamlarını, kökten etkileyen hareketleri de beraberinde getimiştir. Telgraf, telefon, radyo ve televizyon sonrasındaki değişimler bunun en güzel örnekleridir. İnsanoğlu her seferinde fikirlerin iletimi için yeni olanaklar çerçevesinde yeni stratejiler kurgulamıştır; mevcut medya ortamını en iyi şekilde kullanmayı sağlayan stratejiler…

Yeni çağ, yeni bir iletişim aracı ile beraber geldi; sosyal medya… Belki farkındayız belki değiliz ama sosyal medya, ekonomiden siyasete, sanattan, modaya, eğitimden, yönetime, tüm hayatımızı radikal biçimde dönüştürüyor. Bu dönüşümü de kendi kuralları çerçevesinde gerçekleştiriyor.

21. yüzyıldayız. Yeni çağın iletişiminde fikirlerinizi daha ileriye taşıyacak bir stratejiniz var mı? Yeni dönemin iletişim kurallarına hakim misiniz? Bu sorulara vereceğiniz cevaplar, geleceğin dünyasındaki yerinizi belirleyecek.

Zor (Zar) Oyunu Bozar (bu da istatistiği)

Salı, 03 Tem 2012 1 yorum

GörselGoogle mühendislerinden Ben Gomes, geçtiğimiz günlerde San Francisco da düzenlenen Google etkinliğinde, Türk gazetecilerle Google ile alakalı pek çok güncel istatistik paylaşmış. Önceleri bu tip istatistiklerin tek şaşırtıcı yönü, içeriğini oluşturan rakamların büyüklüğü olurdu. Yapılan arama sayısı, indekslenen site sayısı, dünya üzerindeki toplam internet sitesi sayısı vs. vs. İşin doğrusu artık bunları önemsemiyorum, çünkü internetin büyüme hızı göz önüne alındığında; her halukarda 15 gün sonra güncelliğini yitiriyorlar. Ama bu sefer onca rakam içerisinde bir şey var ki; üzerinde mutlaka durulması gerekiyor. “Google’da yapılan günlük sorguların %16’sını ilk defa yapılan aramalar oluşturuyor.”

Google hem internet sitelerinin, hem de internet kullanıcılarının fişlenmesini sağlayan bir çeşit gözetleme sistemdir. Google sadece arama motoru vasıtası ile değil; mobil işletim sistemi olan android ve internet üzerinden sunduğu pek çok hizmet ile internet kullancılarının ayrıntılı profilinin çıkartılmasını sağlar. Bu sayede siyasi hareketlerden, bireylerin satınalma davranışlarına kadar pek çok kritik-stratejik öneme sahip alanda, sokaktaki insan, mevcut sistemin menfaatleri doğrultusunda yönlendirilir. Toplanılan bilgi ne kadar fazla ve ayrıntılı ise yapılacak yönlendirmelerin başarı şansı o kadar yüksektir. İşte tam bu noktada gözlerimi parlatan istatistik devreye giriyor.

“Google’da yapılan günlük sorguların %16’sını ilk defa yapılan aramalar oluşturuyor.” Günlük olarak bu kadar yüksek oranda sapma gösteren bir veriyi kullanarak, etkili hareketlerde bulunmanız zordur. Alacağınız tüm sonuçların dinamik olmasıdan dolayı, siz sonuçla ilgili bir aksiyonda bulununcaya kadar, mevcut ortam kendini yenilemiş olacaktır. Benim için süpriz olan işte tam da bu nokta oldu. Olağanüstü bir hızda kendini yenileyen insanoğlu’nun kuşatılması, tahminimden daha uzun zaman alacaktır. Hatta bu veriler ışığında belki de imkansız…  Tabii bu işin arama kısmı, diğer hizmetler ve android ile ilgili benzer istatistikler olsa eminin dijital ortamın, geleceğin dünyasına yönelik etkileri hakkında, daha net fikir sahibi olabiliriz.

İzleyin, izleyin…. Bir Gün Görürsünüz!

Cuma, 20 Nis 2012 yorum yok

ABD Senato’sundan geçen yasa çerçevesinde 2015’ten itibaren otomobillere, uçaklarda kullanılan karakutu benzeri bir alet takılacakmış. Bu alet sürekli olarak görüntü kaydedecek bu şekilde trafik kazalarının sebepleri daha net bir şekilde ortaya konulacakmış.

Biz çocukken bilim kurgu filmlerinde insanları izlemek amacı ile derilerinin altına çip yerleştirilirdi. Şükürler olsun ki cep telofonu icad edildi ve biz de çiplenmekten kurtulduk. Gönülü olarak herkesin yanında taşıdığı bu alet sayesinde yetkililer rahat bir şekilde bizi izleyebiliyorlar.  Ancak cep telefonun tasarımının gereği izleme yapanlar görüntü almakta zaman zaman zorluklarla karşılaşabiliyorlar. Bu sorunu çözmek amacı ile google geçtiğimiz günlerde gözlük icadını tanıttı. Bu muhteşem gözlük sayesinde, hayatımız ile ilgili hiç bir şey gözden kaçmayacak. Tüm yaşamımızı google’a raporlamanın lüksünü yaşayacağız.

Araç izleme, cep telefonu, gözlük ve internet  hareketlerinin takibi….  izleyin bakalım, ne göreceksiniz!!!

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=9c6W4CCU9M4]

Gençlerin Güreş Tutukusu Işığında Sosyal Medyanın Geleceği

Çarşamba, 08 Şub 2012 yorum yok

İnternet; hayatımızın vazgeçilmezi…90’ların ikinci yarısından itibaren evimize, bir on yıl sonra da cebimize girdi. Tek tarafli bilgi akışı ile başlayan hikaye sosyal medyanın topa girişi ile “Zeki Müren’in de bizi görebildiği” bir hale geldi.

Benim neslim radyonun, televizyon ve telefonun iletişim aracı olarak kullanıldığı bir dünyada doğdu.  Yaşıtlarım ve benden küçük olanlar bu araçların olmadığı bir dünya tasavvuruna sahip değiller. Bizim için ateş, tekerlek ve yazı ne ise; radyo, telefon ve televizyon odur.  Hepsinin yokluk durumu da biz ve bizden sonrakiler için deneyimlenmemiştir.

Şimdi  sosyal medya üzerine doğan bir nesil geliyor. Bu nesil Facebook’suz bir hayatı, arkadaşları ile Facebook olmadan haberleşmeyi bilmiyor. Onbeş- onaltı yaşındaki bir gencin hayatından sosyal ağları çıkartsanız,  çevresi ile iletişimini en az %40 oranında kısıtlamış olursunuz. Bir gün facebook kapansa, bu gencin, bu beklenmedik durumla başa çıkacak ve arkadaşları ile iletişimini aynı kalitede devam ettirecek bir “b planı” yoktur. Çünkü gencimiz için elektrik ne ise Facebook odur.  Onun hayatında prefacebook dönemi hiç olmamıştır.

Sosyal medya, gelip geçici bir fenomen değildir. Sosyal medya, iletişimin geleceğidir. İnanmıyor musunuz?  Gençlerin, o küçücük telefon ekranlarında, bilmeyen için son derece karmaşık bir algoritma olan Facebook’la tutuştukları güreşi ve bunu yaparkenki tutkulu hallerini izleyin. Bana hak vereceksiniz.

The Next Big Thing 2

Çarşamba, 14 Ara 2011 yorum yok

Tasarım: Belki de en radikal biçimde ötelenecek ve değişim geçirecek kısım mevcut sosyal ağların tasarım yapısı olacaktır. Bir sonraki, dünyayı kasıp kavuracak sosyal ağın tasarımı, devrimsel nitelikte yenilikler taşıyacaktır.

Bugünkü görünümleri ile “bit pazarını andıran”, hangi başlık altından neyin çıkacağını sezgisel olarak kavramanızın mümkün olmadığı yapılar, tarihe karışacaktır.

Facebook örneğinden gidersek,  eğer yılların öğrenilmişliği ve ağın kümülatif tasarım gelişimi olmasaydı; ya da başka bir değişle Zuckerberk Harvard’taki yurt odasında Facebook’u şu andaki şekli ile tasarlamış olsaydı, büyük ihtimal üyelerine, bir de telefon rehberi kalınlığında kullanım klavuzu hediye etmek zorunda kalırdı.

Yeni sosyal ağ ufak bir çocuğun, görsel kavrayışı ile kullanabileceği  kadar kullanıcı dostu olacaktır. Bana katılmayanlar lütfen ipad ve çocuklar arasındaki iletişime dikkat buyursunlar. Okuma yazması olmayan çocuklar bile “bu bir çeşit PC’yi” kullanabiliyorlar.  Mevcut ağlar bu gelişmişlikten son derece uzaktırlar.

Bu noktada Twitter tasarım sadeliği bakımından taktire şayandır. Ancak fonksiyonlarındaki azlık, tasarımındaki sadeliği sağlayan temel sebeptir. Oysa ideal sosyal ağ, özelliklerden feragat etmeden, radikal biçimde kullanım kolaylığı taşıyacaktır. Eğer insanlar en kolay biçimde konuşarak anlaşıyorlarsa; ideal sosyal ağın kullanımı ıslık çalmaktan zor olmayacaktır.

Konuyla ilgili fikirlerinizi  http://goo.gl/aUeoV bekliyorum.

Noktaları Birleştirin

Çarşamba, 08 Ara 2010 1 yorum

Kapatın gözlerinizi (yazı bitince lütfen:)) . Bir evin oturma odasındasınız; 5-6 lı yaşlardayken yaşadığınız ev burası. Dikkat kesilin. Üzerinde yürüdüğünüz halıya bakın, çıplak ayaklarınıza batan sert tüylerini hissedin, elinizi koltukların üzerinde gezdirin, artık modası geçmiş döşemenin desenlerini inceleyin. Bakın duvardaki saati gördünüz mü? Siz kendinizi bildiniz bileli orada. İhtimal ki sizin doğum saatinizi de, bir çift mutlu göze, yine bulunduğu o yerden göstermişti.  Sobayı atlamadınız umarım, üzerinde sürekli bir çaydanlığın bulunduğu, hem duyusal, hem de duygusal olarak sıcak olan sobayı.  Lütfen devam edin odayı incelemeye… her ayrıntıya, duvardaki her çatlağa, perdelerinize, odanın lambasına, hatta havadaki kokuya dikkat edin. Efendim? Siz de aldınız mı kokuyu? Anneniz mutfakta bir şey pişiriyor olmalı… Ne kadar da güzel kokuyor. Aaa, durun bakalım. Bakın bir çocuk sesi çalındı kulağınıza ve pıtır pıtır ayak sesleri… Kapı usulca açıldı. İçeriye giren, ama! İçeriye giren sizsiniz; 5 yaşındaki haliniz…

İnternet ile birlikte insanoğlu, yaşadığı dünyayı doymaz bir iştahla sanal ortama kopyalamaya çalışıyor. Bir anlamda kendi yaşamını arşivliyor. Facebook’ a her ay 3 milyardan fazla fotoğraf yükleniyor. Youtube’ a bir dakika içinde yüklenen video uzunluğu bu yılın mart ayında 24 saati aştı. Yani siz bu yazıyı okumayı bitirinceye kadar, yaklaşık bir haftada ancak seyredebileceğiniz uzunlukta, video yüklenmiş olacak. Günde 500 binden fazla insan lokasyon temelli sosyal ağlar vasıtası ile coğrafi  konumunu internete bildiriyor.  Bu rakama farklı uygulamaların sizden aldıkları Gps verileri dahil değil.  İşin geneline göz atarsak; İnternetin toplam büyüklüğünün 500 milyar gigabayt (500 eksabayt) ‘a yakın olduğu tahmin ediliyor. Bu bilgiyi kağıt olarak çıktı alsanız 8 defa dünyayı kaplayabiliyorsunuz, ya da üst üste koysanız en uzak gezegen olan Plüton’a 10 defa gidebilirsiniz.  Artık, dünyanın her yeni anını, bir önceki anına nazaran daha fazla bilip, kayıt altına alabiliyoruz. Benim çocukluğuma ait resim sayısı iki elin parmağını geçmezken daha iki yaşına gelmemiş kızımın binlerce fotoğraf ve videosu var.  Sadece bu fotoğraflar analiz edilse bile şu anda oturduğumuz evin eksiksiz ve gerçekle birebir aynı similasyonu çıkartılabilir. Peki bu kadar veriyi topladıktan sonra geriye ne kalıyor?

Nerede kalmıştık. Kapı usulca açıldı.  İçeriye giren sizsiniz; 5 yaşındaki haliniz…

Sevimli çocuk, boncuk boncuk gözleri ile size bakıyor. Elinde bir kalem bir de o yıllarda gazetelerin verdiği hafta sonu bulmaca eklerinden birinin, çocuklar için olan kısmı.  Sarı gazete kağıdının üzerindeki yazıya takılıyor gözünüz; Numaraları takip ederek NOKTALARI BİRLEŞTİRİN bakın bakalım sizi nasıl bir sürpriz karşılayacak.