arşiv

‘İnternet Girişimciliği’ kategorisi için arşiv

Hayat Dersi

Salı, 14 Şub 2012 yorum yok

Girişimciliğin 1. ve 100. Kuralı

Pazartesi, 13 Şub 2012 yorum yok

steve jobsHaftasonu kitapçıda gezerken Neil Lewis’in Sistem yayıncılıktan çıkan bir kitabı gözüme takıldı. “Girişimciler İçin Yüz Kural”.  Rakama bağlı başarı reçeteleri her zaman merakımı celbetmiştir. İşin içeriği bir tarafa… Nasıl oluyor da yapılması gerekenler  böyle yuvarlak ya da tam bir eksiği rakamlarda toplanabiliyor. Mesela “Sağlıklı Kilo Vermek için 100 Yiyecek” ; “Daha Başarılı Bir Kariyer İçin 99 Adım” gibi… Bir gün “Çok Zengin Olmak İsteyenlere 57 Öneri” türünde bir kitaba rastlarsanız, lütfen haberdar edin, kaçırmak istemiyorum. 🙂

Bir yandan yukarıdakileri düşünceler aklımdan geçerken, bir yandan elim kitaba uzandı. Açtım. Birinci ve yüzüncü kuralın sadece başlıklarını okudum. Kuralların açıklamalarının ne anlattığını bilmiyorum. Ama başlıkların ben de doğurduğu düşünceleri paylaşmak isterim.

Kural 1: Yapın Gitsin!   

Diyelim ki ekibiniz için yeni bir satışçı yetiştiriyorsunuz. Yeni elemana satacağı ürün ve satış teknikleri konusunda her türlü eğitimi verdiniz. Geriye tek birşey kaldı. Gidip bir satış görüşmesi yapmak ve teoride öğrenilenleri pratikte test etmek. İşte işin en zor kısmı. Eleman bir türlü ilk görüşmesini yapamaz. Kırk dereden su getirir, karnı ağrır, hasta olur, randevu aldığı müşterinin eniştesi ölür! Randevu iptal olur. vs.vs. Böyle bir durumda ona dönüp şunu söylerim. Bizim elimizde bir ürün, karşıda da bu ürünü bizden alabilecek bir müşteri adayı var. Biz hiç birşey yapmazsak, satış olmayacak. En kötü satış görüşmesini yapsak bile, bu ürünün görüşmeden sonraki satılmış olma ihtimali, eylemsizlik durumundan daha yüksek. Git en kötü görüşmeni yap. İyi ihtimal satarsın, kötü ihtimal mevcut durum devam eder. (sözlerimi girift CRM teorilerinden bağımsız düşünün lütfen :)). Bir girişime hiç girişmezsen başarılı olma ihtimalin sıfırdır. En kötü girişimin bile başarılı olma ihtimali daha yüksektir.

Kural 100:  Şirketler gelir, şirketler gider. Her zaman girişimci olarak kalacaksınız! 

Sanırım kitabın yazarının girişimcilik ile ilgili yazmayı planladığı bir kitap daha var. Akıl verdiği adamlar batsa da müşteri potansiyelini korumaya çalışıyor :).  Bu konuda açık olacağım. Girişimci olunmaz girişimci doğulur. Zaten bağımsız iş yapma güdüsü,  içinizde varsa çok yapabileceğiniz birşey yok. Her fırsatta yeni projeler peşinde koşacaksınız. Velev ki 100. kural size şöyle dese bile…

“Ooolum hasta mısın? Dünya kadar para kaybettin. Hadi onu geçtim ömrüne yazık. Otur oturduğun yerde…”

İşin özeti; yüreğiniz size “herkes ölür ama sadece bazıları gerçekten yaşar diyorsa”, ben de Steve Jobs gibi “Stay hungry, stay foolish” derim. Zengin olacağınızı garanti edemem ama; saçınız kırardığında  “Yapmadığınızdan dolayı pişmanlık duyacağınız birşey olmayacağını” garanti ederim.

The Next Big Thing 2

Çarşamba, 14 Ara 2011 yorum yok

Tasarım: Belki de en radikal biçimde ötelenecek ve değişim geçirecek kısım mevcut sosyal ağların tasarım yapısı olacaktır. Bir sonraki, dünyayı kasıp kavuracak sosyal ağın tasarımı, devrimsel nitelikte yenilikler taşıyacaktır.

Bugünkü görünümleri ile “bit pazarını andıran”, hangi başlık altından neyin çıkacağını sezgisel olarak kavramanızın mümkün olmadığı yapılar, tarihe karışacaktır.

Facebook örneğinden gidersek,  eğer yılların öğrenilmişliği ve ağın kümülatif tasarım gelişimi olmasaydı; ya da başka bir değişle Zuckerberk Harvard’taki yurt odasında Facebook’u şu andaki şekli ile tasarlamış olsaydı, büyük ihtimal üyelerine, bir de telefon rehberi kalınlığında kullanım klavuzu hediye etmek zorunda kalırdı.

Yeni sosyal ağ ufak bir çocuğun, görsel kavrayışı ile kullanabileceği  kadar kullanıcı dostu olacaktır. Bana katılmayanlar lütfen ipad ve çocuklar arasındaki iletişime dikkat buyursunlar. Okuma yazması olmayan çocuklar bile “bu bir çeşit PC’yi” kullanabiliyorlar.  Mevcut ağlar bu gelişmişlikten son derece uzaktırlar.

Bu noktada Twitter tasarım sadeliği bakımından taktire şayandır. Ancak fonksiyonlarındaki azlık, tasarımındaki sadeliği sağlayan temel sebeptir. Oysa ideal sosyal ağ, özelliklerden feragat etmeden, radikal biçimde kullanım kolaylığı taşıyacaktır. Eğer insanlar en kolay biçimde konuşarak anlaşıyorlarsa; ideal sosyal ağın kullanımı ıslık çalmaktan zor olmayacaktır.

Konuyla ilgili fikirlerinizi  http://goo.gl/aUeoV bekliyorum.

The Next Big Thing

Salı, 13 Ara 2011 yorum yok

Amerikan başkan yardımcısı geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye yaptığı ziyarette bir sonraki Steve Jobs’un Türkiye’den çıkabileceğini söylemişti. Söyleyenin samimiyeti bir yana, ülkeye kazandıracakları hesaba katıldığında,bunun düşüncesi bile insanın dudaklarında gülümseme oluşturmaya yetiyor. Bu arada Steve Jobs’un köklerinin Malatya’ya dayandığı söylentisinden yola çıkarak, “zaten ilki de bizden çıktı” muhabbetine hiç girmiyorum 🙂

Yazının girişini, bilişim dünyasında oluşturduğu olağanüstü farktan dolayı Steve Jobs’tan yaptım, ancak bu yazının konusu henüz emekleme safhasında olan sosyal medya’nın Steve jobs’u ve ortaya koyacağı ürün hakkında olacaktır. Gelelim, bir sonraki dev sosyal medya aracının taşıması gereken başat özelliklere;

1. Mobilite

Facebooktan sonra, dünyayı kasıp kavuracak bir  ağın olmazsa olmazı mobilite olmak zorundadır. Cep telefonlarının hızlı bir şekilde internete entegre olmaları ve hemen arkasından gelen tabletler göz önüne alındığında, bundan sonraki projenin mobil ayağının çok güçlü olacağı su götürmez bir gerçektir. Apple’ın yeni işletim sistemi İOS 5’in Twitter entegrasyonu sonucu, Twitter’ın üye artış hızında %25 ivmelenme yaşanmıştır. Mobil yapı sosyal ağların hayata entegrasyonunu sağlayacak temel anahtardır.

Devam edecek….

İdeal Sosyal Ağın Peşinde

Pazar, 03 Tem 2011 1 yorum

Bilim felsefecileri, insanoğlunun medeniyet gelişiminin alet yapmayı öğrenmesi ile başladığını söylerler. Kolun uzantısı olan çekiç, elin uzantısı olan pense, parmağın uzantısı olan kanca geliştikçe insanlığın medeniyet yürüyüşü de hızlanmıştır. Bu çerçevede ideal alet, insanın bir parçası olmaya en yakın ve az kuvvetle, en fazla etkiye sahip olan olarak tanımlanabilir. İnternet tabanlı sosyal ağlar, bilim ve teknolojinin insanoğlunun hizmetine sunduğu ideal olma yolunda mesafe alması gereken, iyi birer alettir. Peki ideal bir sosyal ağ nasıl olmalıdır?

1. Kullanıcının elini, gözünü ya da vücudunun her hangi bir organını kullanıyormuşcasına, rahat bir şekilde yön verebildiği biçimde tasarlanmalıdır. Üyeleri sosyal ağı kullanırken arkadaş ya da aile ortamında sohbet ediyormuş gibi,  hiç bir uğraşıya gerek kalmaksızın kendilerini ifade edebilmelidirler.En düşük zeka seviyesindeki üyenin bile rahat kullanabileceği bir şekilde tasarlanmalıdr. Bu olay düşük seviyedeki üyeye kolaylık olarak gözükürken, yüksek seviyedeki kullanıcıya rahatlık olarak etki edecektir. Üst seviyedeki kullanıcı hiç bir direnç olamaksızın sistemi kullandığından dolayı keyif alacaktır.

2. Sosyal ağ kullanıcısına, evinin duvarlarının sağladığı kadar güvenli bir ortam oluşturabilmelidir. Kişi iletişim kurmasını sağlayan vucut organlarının hakimiyetine ne kadar sahipse, paylaşım konusunda kullandığı sosyal ağın paylaşım sınırlarına o kadar sahip olmalıdır. İstemediği hiç bir bilgi, hiç kimse ile paylaşılmamalı, her istediğini istediği herkes ile paylaşabilmelidir.

3. Sanal dünyada yer alan sosyal ağ, gerçek dünyaya alternatif değil onu destekler, onun işini kolaylaştırır şekilde çalışmalıdır. “Fayda”,  burada vazgeçilmez unsurdur. Sosyal ağ kişinin gerçek hayatını daha kötü hale getirmenin yerine onu imar eden bir yapıya sahip olmalıdır. Burada önemli olan kullanıcının sanal ortamda gerçek dünyayla bağlantılarının kopmamasını sağlamaktır.

Mevcut sosyal ağlar incelendiğinde daha alınacak çok yolun olduğu görülmektedir.

Türkiye’den Global İnternet Projesi Çıkarmak Niçin Zor?

Çarşamba, 25 May 2011 yorum yok

Global çapta başarılı bir internet projesinin 3 temel saç ayağı vardır.

1.Yazılım

2. Pazarlama

3. Yatırım

Türkiye’den dünya çapında internet projelerinin çıkmasının zor olmasının temel sebebi, bu üç bacaklı saç ayağının sağlıklı bir şekilde bir araya getirilmesinin zor olmasıdır.

Türkiye’deki projelerin genel profili iyi yazılımcı, gelir modeli olmayan proje, yatırdığı paranın hemen karşılığını bekleyen yatırımcı şeklinde gelişmektedir.

Genel itibari sermayesi olmayan yazılımcılar, gerekli pazarlama desteğini satın alamamakta, bilişim dışındaki yollarla zengin olmuş sermaye sahipleri de, elle tutulamayan “sanal” olarak ifade edilen bir yere yatırım yapmak istememektedirler.

Bu böyle mi devam eder? Etmeyeceğini düşünüyorum. Bilişim zenginlerimiz arttıkça elle tutulur proje sayısı da katlanarak artacaktır.

İdeal Sosyal Ağın Peşinde 2

Çarşamba, 05 Oca 2011 yorum yok

ideal sosyal ağSosyal ağların temel dayanağı, insanların bir araya geldiklerinde iletişim kurmaya olan ihtiyaçlarıdır. İnsanlığın varoluşundan bu yana mevcut olan bu ihtiyaç, bu günkü medeniyetimizin de kaynağıdır. Sosyal ağlar özleri itibari ile bu ihtiyacı gidermek için kurulmuş, mecralardır.

Hali hazırda popüler olan sosyal ağların başarılarının temel nedeni; insanların iletişime olan ihtiyaçlarını daha önce varolmayan bir metodla çözmelerdir. Sosyal medya insanoğlunun o güne kadar kullandığı ve denediği iletişim yollarına yepyeni bir alternatif olmuştur. Bunu şuna benzetebilirsiniz. İlk otomobil icad olduğunda o günkü hali ile bugün, kimsenin kulanmaya tenezzül etmeyeceği bir cihazdı ancak insanların kara ulaşımına devrimsel bir hız kattığından dolayı, o hali ile bile zamanının vazgeçilmezi haline geldi. Yani özü itibari bugün değerleri milyar dolara ulaşan sosyal ağların bu değere ulaşmalarının temel sebebi, ideal iletişim aracını kullanıcılarına sunmalarından ziyade, iletişime farklı bir boyut kazandırmalarıdır.

Bir sosyal ağ içerisinde, iki sosyal ağ kullanıcısı arasındaki “bağ” farklı isimlerle karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman “arkadaşlık”, kimi zaman “takip”, kimi zaman da “abonelik” terimleri ile bu bağ ifade edilmektedir. Esas itibari ile sosyal ağların birbirinden farkı da, bu bağlantı şeklinin tasarımından, kaynaklanmaktadır. Yani twitter ile facebook’un temel farkı üyeleri arasındaki bağı tasarlayış şekilleridir. Bu nokta aynı zamanda bu sosyal ağların yumuşak karınlarını oluşturmaktadır.

Mevcut sosyal ağlarda üyeler arasındaki bağ yapısı ile gerçek dünyadaki insanlar arasındaki bağ yapısı birbirleri ile uyuşmamaktadır. Sosyal ağların tamamına yakını spontane olarak ortaya çıktığından dolayı, gecekondu temeli üzerine yapılmış villaya benzemektedirler. Gerçek dünyada insanlar arası ilişkiler “arkadaşlık” , “takip” vb. terimlerle karşılanmayacak kadar derindir.  Oysa sosyal ağların tamamında bağlantıların isimleri farklı olsa temel mantık çizgileri aynıdır.  Bu halleri ile iki boyutlu bir evrende ilişkileri tanımladıklarını söyleylemek yanlış olmayacaktır. Oysa mevcut sosyal yapıda ilişkiler çok boyutludur. Şöyle bir örnekle açıklayabiliriz. Kağıt üzerine bir nokta koyun. Bu noktayı bir sosyal ağın üyesi olarak kabul edebilirisiniz. Mevcut yapıda bireyin, diğer ağ üyeleri ile ilişkileri, bu nokta ile kağıdın ilişkisine benzemektedir. Oysa gerçek dünyadaki durum;  nokta ile içi dolu bir kürenin ilişkisi şeklindedir. Sosyal ağların, bu ilişki yapısını yönetibilecek araçları kullanıcılarına sunacakları ana kadar  alacakları çok yol vardır.

Özetle; Facebook ya da Twitter sosyal medyanın ulaşabileceği son nokta değil, daha yolun başlangıcıdır.