arşiv

‘Yeni Dünya’ kategorisi için arşiv

Geleceğin Ekonomisi

Pazartesi, 10 Eki 2016 yorum yok

Resim A14457248_1169879696403420_4757950514496707440_nmerikalı e-ticaret devi Amazon’un kırtasiye depolarından birine ait. Bu dev bir dakika içerisinde $222 238’lık satış yapıyor. Bu da günde 320 milyon doların biraz üzerinde mütevazi !!! bir rakama denk geliyor.
Türkiye e-ticaret pazarı ABD ile karşılaştırıldığında daha yolun başında… Diğer yandan ABD’deki potansiyel pazar göz önüne alındığında, mevcut ABD e-ticaret pazarı da emekleme aşamasında…Bugün dijital dönüşüme hızlı bir şekilde uyum sağlayan firmalar, yarın geleceğin ekonomisinde köşe başlarını tutacaklar.
Benden söylemesi…

İnsanoğlunun Mirası

Pazar, 18 Eki 2015 yorum yok

africa-2179608_960_720Geçtiğimiz yıl 6 milyonun üzerinde çocuk hayata gözlerini kapadı.
Fakir bir ülkede doğan bir çocuğun 6 yaşını görmeden ölme ihtimali zengin ülkelerde doğan çocuklarla karşılaştırıldığında 10 ila 25 kat daha fazla…
Sadece siz bu satırları okurken, 40’dan fazla çocuk önlenebilir sebeplerden dolayı hayatını kaybetti.
Maalesef insanoğlu olarak mirasımız budur.

İnternet ve Demokrasi

Salı, 13 May 2014 yorum yok

demokrasi Demokrasi Yunanca Halk ve İktidar kelimelerinin birleşiminden oluşuyor. Türk dil kurumu halkın egemenliğine dayanan yönetim biçimi olarak tanımlıyor demokrasiyi. Halkın gücü elinde tuttuğu yönetim şekli…
Sağlıklı bir demokrasi ancak toplum içerisinde iyi işleyen iletişim kanallarının varlığı ile mümkündür. Bu sayede halk ülke yönetimi için gerekli bilgilere ulaşabilir. Bilgiye ulaşım ne kadar kolay ise yönetim için verilecek kararlar da o kadar doğru ve isabetli olur.
Günümüzde temsili demokrasi anlayışı hakimdir. Yani halk kendi adına karar vermesi için kendi içersinden bir grubu seçer. Sonra da sahip olduğu farklı araçlarla seçilmişleri denetler. Bunun alternatifi doğrudan demokrasidir ki her yapılacak işin doğrudan halka sorulmasıdır; referandumlarda olduğu gibi…
Sosyal medya bigiye ulaşma noktasında halka, tarihte benzeri olmayan bir güç kazandırmıştır. Bu durum ülke ve idare ile ilgili daha fazla bilgi imkanına sahip olan halkın, yönetimle ilgili daha sağlıklı kararlar alabilmesi demektir. İnsanoğlu tarihte ilk defa doğrudan demokrasiye bu kadar yaklaştı. İlk defa yönetime iradesini bu kadar kolay ve net olarak yansıtabileceği araçlara sahip oldu. İşin ilginç tarafı bu araçları kullanımının önündeki en büyük engel yine halkın kendi seçtikleri. Yönetenler internet yasaklarını alabildiğine geniş bir çerçevede uygulamaya çalışıyorlar. Neden mi? Ya sizce? Halk tarafından seçilenler, halkın iradesini göklere çıkartanlar, neden halkın daha fazla bilgi almasından gocunurlar? Cevabı yönetenleri seçen, değerli halkımıza bırakıyorum.

Yeni Medya Yeni İletişim Stratejisi

Pazartesi, 17 Şub 2014 yorum yok

New MediaBir zamanlar bilginin güvenli bir şekilde maksimum iletim hızı, atlı bir ulağın hızı kadardı.(Saatte 60 km.) Bilgiyi doğru bir şekilde geniş kitlelere duyurmak ise biraz daha zahmetliydi. Kaleme kuvvet. Ne  kadar hattatınız varsa o kadar hızlıydınız.

1450’lerde modern matbaa’nın icadı insanoğluna, bilginin geniş topluluklara iletiminde radikal imkanlar sundu. Yine at üzerindeydiniz ancak artık daha fazla nüshaya sahiptiniz. Bilginin dağılım hızındaki bu ivmelenme Avrupayı 300 yıl boyunca etkisi altına alanacak, siyasi ve sosyal kırılımları da beraberinde getirdi.

Nitekim, tarihin tüm devirlerinde, bilginin iletim hızını ve çoğalma imkanını arttıran her gelişme, toplumların yaşamlarını, kökten etkileyen hareketleri de beraberinde getimiştir. Telgraf, telefon, radyo ve televizyon sonrasındaki değişimler bunun en güzel örnekleridir. İnsanoğlu her seferinde fikirlerin iletimi için yeni olanaklar çerçevesinde yeni stratejiler kurgulamıştır; mevcut medya ortamını en iyi şekilde kullanmayı sağlayan stratejiler…

Yeni çağ, yeni bir iletişim aracı ile beraber geldi; sosyal medya… Belki farkındayız belki değiliz ama sosyal medya, ekonomiden siyasete, sanattan, modaya, eğitimden, yönetime, tüm hayatımızı radikal biçimde dönüştürüyor. Bu dönüşümü de kendi kuralları çerçevesinde gerçekleştiriyor.

21. yüzyıldayız. Yeni çağın iletişiminde fikirlerinizi daha ileriye taşıyacak bir stratejiniz var mı? Yeni dönemin iletişim kurallarına hakim misiniz? Bu sorulara vereceğiniz cevaplar, geleceğin dünyasındaki yerinizi belirleyecek.

Tek Bir Soru…

Cuma, 18 Eki 2013 yorum yok

Hong Kong Apple Store OpeningTüm pazarlama hilelerinden ve reklam aldatmacalarından daha güçlü tek bir soru vardır.  Satınalma kararı vermeden sorulduğunda hayat kurtaran tek bir soru:

GERÇEKTEN İHTİYACIM VAR MI?

#BiDakka

Cumartesi, 25 May 2013 yorum yok

#BiDakka ABD 11 Eylül saldırıları sebebi ile Afganistan’ı işgal etti ama, saldırıyı yapan teroristler arasında tek bir Afgan yoktu!

Sosyal Medya ve Halk Hareketleri

Cuma, 21 Eyl 2012 yorum yok

Son iki yıldır Ortadoğu, halk hareketleri ile çalkalanıyor. Toplumlar sonucunu kendilerinin de bilmediği bir devinim içerisinde, geleceklerini inşaa etmeye çalışıyorlar. Kimilerine göre bu halk hareketlerinde sosyal medya kilit rol oynuyor. Hatta daha da ileri giderek olup biteni Facebook devrimi ya da Twitter devrimi olarak adlandıranlar bile var. Peki çevremizi kasıp kavuran bu fırtınada sosyal medyanın rolü nedir?

Şüphesiz sosyal medyanın bu hareketlerdeki etkisi yadsınamaz, ancak her ülke için aynı olduğunu söylenemez. Örneklendirmek gerekirse, Arap baharı diye adlandırılan halk hareketlerin ilk çıktığı ülke olan Tunus ile bugün hala bir isyanın devam ettiği Suriye’de Sosyal medyanın etkisi eşit değildir. Tunus’taki isyanın temel sebeplerinden biri, ülkedeki üniversite mezunlarının büyük kısmının işsiz olması idi. Yani ülkenin teknolojiyi en iyi kullanan kısmı, yine ülkenin en sıkıntılı kısmı idi. Doğal olarak isyanı başlatan grup, birbirleri ile en kolay iletişim kurmalarını sağlayan teknolojiyi; yani sosyal medyayı yoğun olarak kullandılar.

Sosyal medya kendi başına bir toplumu ne ayaklandırabilir ne de isyana sürükleyebilir. İsveç ya da Norveç gibi bir ülkede sosyal medyayı ele geçirseniz ve 24 saat boyunca halkı devlete isyana, parlemantoyu basmaya yönelik kışkırtsanız bile sonuç alamazsınız.

Sosyal medya’nın bir halk hareketlerinde etkili olabilmesi için, toplumda isyanı gerektirecek şartların oluşması gerekir.

Sosyal medya bu gibi durumlarda başlıca iki görev üstlenir. İlki halkın harekete geçmesini sağlayacak yazılı ve görsel meteryalerin onlara ulaştırılması, ikincisi halk hareketi başladıktan sonra toplulukların organize edilmesinin sağlanması. Nitekim yine Tunus üzerinden gidersek; ilk olarak kendini yakan Muhammed Buazzizi’nin fotoğrafları sosyal medyada çığ gibi paylaşılmış, ardından oluşan öfke sosyal medya vasıtası ile yönlendirilmiştir.

Bir isyanda, Facebook ve Bloglar halkı hazırlarlar. İnsanların harekete geçmelerine sebep olacak bilinç ve öfke düzeyine ulaşmalarını sağlarlar. Öfkeli topluluklar birkez ayaklandıktan sonra da Twitter vasıtası ile anlık olarak yönetilirler. Basılacak, yakılacak, yıkılacak yerler saniyeler içerinde tüm topluluğa ulaştırılır.

Peki Türkiye’de durum nedir? Yaş ortalaması 28 olan bir ülkeyiz. 30 milyondan fazla Facebook kullanıcımız var ve toplumsal kırılmaya sebep olabilecek bir çok fay hattımız var.  Daha ne olsun…

Eğitimde Sosyal Medya Kullanımı

Salı, 18 Eyl 2012 yorum yok

Eğitimde sosyal medya kullanım olanakları ve geleceği ile ilgili güzel bir haber videosu…

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=fqarZiypu9E]

Peygamberimize Hakaret Eden Film, Sosyal Medya ve Düşündürdükleri

Cumartesi, 15 Eyl 2012 yorum yok

NEDİR?

Her şey bir sene kadar önce, Peygamber efendimize ve İslamiyete hakaret içeren bir filmin internete yüklenmesi ile başladı. Aslında film çok da doğru bir tanımlama değil çünkü; toplam 14 dakikaya yakın skeç türü saçma sapan bir şey. İnternette farklı konularda milyonlarcası bulunan gençlerin çektiği parodilere benziyor. Filmde İslam şiddetti emreden bir din olarak tasvir ediliyor. Başrol oyuncusunun sözleri (terbiye gereği yaklaşık olarak söylüyorum) ” Erkekleri öldürün! Çocuklarını esir edin! Kadınları da hareminize alın! ”

KİM ÇEKTİ BU FİLMİ?

Filmi Mısırlı dolandırıcılıktan sabıkası olan bir kıpti çekiyor, 100 İsrailli’den 5 milyon dolar alıyor (bu arada film 5 bin TL. lik bir bütçe ile sabahtan öğlene rahat çekilir), Kuran yakacağım diyen meşhur Amerikalı meczup rahip de filme destek oluyor. Tam perşembe pazarı… Filmin yapımcısı, filmi provakosyon için yaptım diyor. İçeriğinin ve kalitesinin beş para etmediği kesin ama yukarıdaki bileşenler provakasyon için dört dörtlük malzeme içeriyor.

SÜREÇ NASIL GELİŞTİ?

Film bir yıl önce Youtube’a konuluyor. Tabii kimse ciddiye almıyor. Filmin Arapça çevirisi Temmuz ayında aynı sitede yayınlanıyor, yine ciddiye alan yok. Her ne hikmetse 11 Eylül’de Libya’da film ile ilgili kıyamet kopuyor ve büyükelçi, öldürülüyor. Bu arada büyükelçinin ele geçirilişi de bir halk hareketinin çok ötesinde profesyonelce yapılıyor.

ANALİZ

Bu provakasyonu derinlemesine anlayabilmemiz için 33 yıl kadar önceye gitmemiz gerekiyor. Tarih: 4 kasım 1979… Amerikan seçimlerine 6 aydan kısa bir süre kalmıştı. Demokrat başkan Jimmy Carter başarılı bir dönem geçirmiş ve ikinci kez başkan olacağına kesin gözüyle bakılıyordu. İşte böyle bir dönemde Amerika’nın İran Büyükelçiliği protestocular tarafından basıldı ve 52 Amerikalı diplomat esir alındı. Amerikan özel kuvvetleri büyükelçiliği bastı. Başarısız bir operasyondu ve rehineler kurtarılamadı.

Carter büyük pirestij kaybetti ve kendisi karşısında hiç şans verilmeyen Cumhuriyetçi Ronald Reagan seçimi kazandı. Reagan’ın koltuğa oturmasının hemen ardından rehineler serbest bırakıldı. Bu zafer Noeoconları tam kadro olarak iktidara taşıdı.

Anlaşılan o ki; Obama için de benzer bir operasyon yürütülüyor. İşin özü film, müslümanları aşağılamanın çok ötesinde Amerika’daki siyasi mücadelenin bir parçasıdır.

NE YAPMALI? 

Müslümanları canilik ile suçlayan bir filim bozuntusuna verilecek son tepki, etrafı yakıp yıkarak sağa sola saldırmak ve insanları öldürmek olmalıydı. Bu provakasyonu yapanlar şimdi eminim köşelerine çekilmiş kıs kıs gülüyorlardır. Diğer tarftan etrafa saldıranların da bu film bozuntusunu, seyrettiklerini düşünmüyorum. Çünkü etrafında onca tantana kopartıldıktan sonra bile filmin seyredilme rakamları internet dünyası için komik kalacak düzeyde…

Temel problemin peygamber efendimizi tanımamaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Müslümanlar sahip oldukları dini bir siyasi görüş ya da takım tutmanın ötesinde, mana köklerini bilerek yaşamalılar. Eğitimsizlik maalesef en büyük problemimiz. Tepki vermek, tepki ortaya koymak akıllıca olmalı. Müslüman feraset insanıdır. Tepki göstereceğiz derken, düşmanlık edenlerin ekmeğine yağ sürmenin bir anlamı yoktur.

Youtube’da bir ayda 4 milyar saat video izleniyor. Şu anda youtube’da 100 yıldan fazla film yüklü, İlgili film yaklaşık 14 dakika evet sadece 14 dakika… Film bozuntusunun bir de fragmanı var 1,5 dakika… Dijital dünyada böyle şeylerin üzerine gitmeniz onu meşhur kılar, hatta bir sonraki adımda meşru kılar. Yapılması gereken konu ile ilgili youtube yönetiminden videonın silinmesini istemek. Olmadığı taktirde siyasiler vasıtası ile baskı uygulamak idi. Bu arada video’yu yükleyenlere ulaşıp hertürlü yasal zorlamada bulunmak da atlanmaması gereken bir adımdı. Diğer yandan işin arkasında olanlar için, en aşağıdan başlıyarak, en yukarı kadar siber müdahalede bulunulmalıydı. Bilenler bilirler iyi uygulandığı taktirde maddi manevi can yakıcı olur.

SONUÇ

Sonuç olarak söylenecek söz çok. Lakin dil bazen lal kesiliyor.Akifle bitirmek istiyorum. Şiirin tamamını merak eden internetten  okuyabilir.

………………………

Kurt uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi,

Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.

Lâkin aşk olsun ki, aldırmaz da otlarmış eşek,

Sanki tavşanmış gelen, yahut kılıksız köstebek!

Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı…

Hasmı, derken, çullanmışlar yutmadan son lokmayı!..

 Bir hakikattir bu, şaşmaz, bildiğin üslûba sok:

Hâlimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.

……………………………………

GÜNCELLEME: Bu yazı yayınlandıktan sonra Beyaz Saray videonun kaldırılması için devreye girdi. Google kabul etmedi. Sadece bazı ülkelerde videoya erişimi yasakladı. Acaba; Google’ın sahipleri Obama’dan daha yüksek ve belki de daha kutsal bir siyasi mekanizmadan mı çekiniyorlar.

Ya Sosyal Ol, Ya da Öl!

Pazartesi, 27 Ağu 2012 yorum yok

 

Tüketicinin talep ve beklentileri tarihin hiç bir döneminde olmadığı kadar hızlı bir şekilde değişiyor. Farklı kültür ve talepleri olan insan topluluklarının, özellikle internet ve sosyal medya vasıtası ile daha fazla etkileşim kurmaları bu hızlı değişimin kaynağıdır. Bu etkileşim bir yandan evrensel bir kültür oluşturup yerel yapıların köşelerini törpülerken, bir yandan da sağladığı sinerji ile yeni düşünce, akım ve beğenilerin daha hızlı gelişmesinini sağlıyor. Böyle bir yapı içerisinde, günün isteklerine göre imalatına karar vereceğiniz bir ürünün modası, siz daha AR-GE çalışmalarını bitirmeden geçecektir.

Önemli Sonuç: 

Tüketici taleplerini ortaya çıkaran etkileşimin gerçekleştiği birinci mecra sosyal medyadır. Bir markanız varsa mutlaka ama mutlaka bu yapıya yakın olmak zorundasınız. Çünkü tek çözüm günün nabzını iyi tutarak, geleceğe yönelik projeksiyonlar yapmaktır. Tüketici taleplerinin hızla değiştiği bir pazarda, markaların talep gören ürünler ortaya koymalarının başka yolu yoktur. Sonuç ürkütücü; ya sosyal ol, ya da öl!