close
Başarı Hikayeleri

“Hayatınızda ne olup bittiğinin bir önemi yok, hepsinin üstesinden gelebilirsiniz. Hayat yaşamaya değer”

27

Kariyeri o kadar çok başarılı filmle dolu olmasına rağmen, Keanu Reeves denildiğinde hala akla ilk olarak Neo gelir. Evet efsanevi The Matrix serisinin baş karakteri.

1999 yılında yayımlanan serinin ilk filminden önce birçok başarılı yapımda yer almasına rağmen, bu efsane seri ile tüm dünyada gönülleri fethetti Reeves.

“Başarılı aktör ve o kadar parası olmasına rağmen metroyu kullanan adam” tarifinden biraz daha detaylara inmek için hazırladık bu yazımızı.

Evet onun hayatı gerçek bir başarı öyküsü. Yaşadığı onca olumsuzluklara rağmen hayata karşı dimdik ayakta durabilen, “paranın ve şöhretin değiştiremediği” bir adam o.

Biraz daha yakından tanıyalım onu şimdi.

2 Eylül 1964 Lübnan doğumlu.  Annesi İngiliz, babası Çin asıllı bir Hawaiili. Kendisi de Kanada’da büyüdüğü için Kanada vatandaşı. Yani 3 ülke vatandaşlığına sahip. Adının anlamı da “Dağlardan esen rüzgar”.

Onun için hayatla mücadele biraz erken yaşlarda başlıyor. 3 yaşındayken annesi ile babası ayrılıyor. Öğrenme bozukluğu olarak tarif edebileceğimiz disleksi ile mücadele eden Reeves, öğrencilik döneminde birçok kez okul değiştirmek durumunda kalıyor. Akademik öğrenme konusunda sıkıntılı bir süreç yaşasa da o yaşlarda bu hokeyinde oldukça başarılı oluyor. Oyunculuğa başladığı dönemlerde de bir yandan Avondale Secondary Alternative School’da eğitimine devam ediyor.

Sinema ile yolları daha 9 yaşındayken Hollywood ve Bradway’de yönetmenlik yapan üvey babası Paul Aaron’ın yanına Los Angeles’e gelmesiyle kesişiyor. Aaron’a bir nevi asistanlık yapan Reeves, sonraki süreçte Coca Cola reklamlarında ve bazı kısa filmlerde rol almaya başlıyor.

reeves-11111İlk filmi Youngblood’u 1986 yılında çekiyor. 1990’lı yıllarında başında yüksek bütçeli filmlerde yer almaya başlıyor. 1994 yılında yer aldığı Speed filmi ile o sürece kadar ki en büyük başarısını yakalıyor. Ardından Johnny Mnemonic ve Chain Reaction gibi filmlerde rol alan Reeves, filmlerin gişede beklentilerin altında kalmasıyla, kariyerinde bir düşüş dönemine giriyor. O süreçte Reeves’e Speed filminin devamında yer alması için 11 milyon dolarlık bir teklif yapılmasına rağmen, teklifi reddediyor ve Al Pacino ve Charlize Theron ile kariyerinde çok önemli yere sahip Şeytanın Avukatı filminde oynuyor.

1999 yılı ise onun gerçekten bir Hollywood yıldızı olduğu yıl olarak görülebilir. The Matrix ile tüm dünyada ses getiren oyuncuya, 31 Ocak 2005’te Hollywood’daki Şöhretler Kaldırımı’nda bir yıldız veriliyor.

2006 yılında daha önce Speed filminde birlikte yer aldığı Sandra Bullock ile The Lake House (Göl Evi) filmini çekiyor ki bu film de Reeves’in kariyerindeki en önemli taşlardan bir tanesi.

Şu anda 2014 yılında vizyona giren John Wick filminin ikincisinin çekimlerine devam eden aktörün oyunculuk en çok bildiğimiz yeteneği ama bunun yanı sıra Reeves bir müzisyen, yapımcı ve yönetmen. Dogstar ve Becky isimli gruplarda bas gitar çaldığı biliniyor.

Kariyeri ile ilgili söylenebilecek çok daha fazla şey var elbette ama O’nu diğer başarılı aktörlerden ayıran şey, özel hayatında yaşadıkları ve onlarla mücadele etme şekli.

561580eff018fb6340d6304e23 yaşındayken en yakın arkadaşını yüksek dozda uyuşturucu kullanması nedeniyle kaybediyor Reeves. Onun için sarsıcı bu dönem oluyor bu süreç . 1998 yılında Jennifer Syme ile tanışıyor ve büyük bir aşk yaşıyor. 1999 yılında bir bebek bekleyen çift, Syme 8 aylık hamile iken bebeklerini kaybediyor. Bu trajik olayın ardından ilişkileri için zorlu bir süreç başlıyor. Çift beraberliklerini bitiriyor. Bebeklerinin ölümünden 18 ay sonra Jennifer Syme bir trafik kazasında hayatını kaybediyor.

Yaşadığı bu iki acı olay, Reeves’i ciddi ilişkilerden ve çocuk sahibi olmaktan oldukça uzaklaştırıyor.

3 kız kardeşi bulunan ünlü aktörün en küçük kardeşi Kim, uzun yıllardır lösemi tedavisi görüyor. Kim’in tüm tedavi masraflarını ve bakımını üstenen aktör, kazandığı paranın – ki bu rakamın 350 milyon dolar civarında olduğu söyleniyor – çok büyük bir kısmını lösemi ve kanser tedavisi için hastanelere bağış yapıyor.

Malikanesi olmayan nadir Hollywood yıldızlarından bir tanesi Keanu Reeves. New York’ta Central Park’a yakın bir yerde yaşıyor. Korumaları yok. Lüks kıyafetler içinde göremezsiniz onu.

2003 yılında verdiği bir röportajda şöyle diyor; ”Para düşündüğüm en son şey. Önümüzdeki birkaç yüzyıl yetecek olan kazandıklarımla yaşayabilirim zaten.”

Onun para ile “olmayan” ilişkisi için birçok örnek vermek mümkün. Mesela Matrix serisinden kazandığı 114 milyon doların 80 milyon dolarını özel efekt ve makyaj ekibine dağıtıyor. O’na göre, bu parayı kazanmasında onların payı çok büyük.

keanu-reeves-an-inspiration-378418Ya da Matrix setinde çalışan bir kişinin ekonomik durumunun çok iyi olmadığını öğrenmesinin ardından, Noel’de o kişiye 20.000 dolar veriyor. Bulunduğu setlerde tüm çalışanların isimlerini öğrenemeye çalıştığı, hatta teker teker hepsiyle sohbet etmeye çalıştığı bilinen bir gerçek.

Bir gün yolunuz New York’a düşerse, ünlü aktörü sokakta yaşayan birisiyle sohbet ederken görürseniz ya da metroda yaşlı bir bayana yer verirken görürseniz sakın şaşırmayın.

Çünkü Keeanu Reeves böyle biri.

Hayatını böyle yaşıyor.

Onun kelimeleriyle “Hayatınızda ne olup bittiğinin bir önemi yok, hepsinin üstesinden gelebilirsiniz. Hayat yaşamaya değer”

Tags : başarı hikayelerikeanu reeves hayat hikayesikeanu reeves kimdirkusursuzca