arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘internet’

Geleceğin Ekonomisi

Cumartesi, 01 Eki 2016 yorum yok

Resim A14457248_1169879696403420_4757950514496707440_nmerikalı e-ticaret devi Amazon’un kırtasiye depolarından birine ait. Bu dev bir dakika içerisinde $222 238’lık satış yapıyor. Bu da günde 320 milyon doların biraz üzerinde mütevazi !!! bir rakama denk geliyor.
Türkiye e-ticaret pazarı ABD ile karşılaştırıldığında daha yolun başında… Diğer yandan ABD’deki potansiyel pazar göz önüne alındığında, mevcut ABD e-ticaret pazarı da emekleme aşamasında…Bugün dijital dönüşüme hızlı bir şekilde uyum sağlayan firmalar, yarın geleceğin ekonomisinde köşe başlarını tutacaklar.
Benden söylemesi…

İnternetin Büyüklüğü Ve Sonrası…

Pazartesi, 15 Nis 2013 yorum yok

İnternet Haritası

İnternette 14 milyardan fazla site olduğu tahmin ediliyor ve en uzak siteye 19 “tık” la ulaşılabiliyor. Gerçek dünyanın sanal dünyaya aktarılması işini, sosyal ağlar vasıtası ile tüm insanlık gönüllü olarak üstlenmiş durumda… Her dakika Youtube’a 48 saatlik video yükleniyor. Facebook’a her gün yüklenen fotoğraf sayısı ise 350 milyondan fazla…

Bütün dünyamız sıfır ve birlerden oluşan evrene aktarılıyor. Peki ya sonra?

Zor (Zar) Oyunu Bozar (bu da istatistiği)

Salı, 03 Tem 2012 1 yorum

GörselGoogle mühendislerinden Ben Gomes, geçtiğimiz günlerde San Francisco da düzenlenen Google etkinliğinde, Türk gazetecilerle Google ile alakalı pek çok güncel istatistik paylaşmış. Önceleri bu tip istatistiklerin tek şaşırtıcı yönü, içeriğini oluşturan rakamların büyüklüğü olurdu. Yapılan arama sayısı, indekslenen site sayısı, dünya üzerindeki toplam internet sitesi sayısı vs. vs. İşin doğrusu artık bunları önemsemiyorum, çünkü internetin büyüme hızı göz önüne alındığında; her halukarda 15 gün sonra güncelliğini yitiriyorlar. Ama bu sefer onca rakam içerisinde bir şey var ki; üzerinde mutlaka durulması gerekiyor. “Google’da yapılan günlük sorguların %16’sını ilk defa yapılan aramalar oluşturuyor.”

Google hem internet sitelerinin, hem de internet kullanıcılarının fişlenmesini sağlayan bir çeşit gözetleme sistemdir. Google sadece arama motoru vasıtası ile değil; mobil işletim sistemi olan android ve internet üzerinden sunduğu pek çok hizmet ile internet kullancılarının ayrıntılı profilinin çıkartılmasını sağlar. Bu sayede siyasi hareketlerden, bireylerin satınalma davranışlarına kadar pek çok kritik-stratejik öneme sahip alanda, sokaktaki insan, mevcut sistemin menfaatleri doğrultusunda yönlendirilir. Toplanılan bilgi ne kadar fazla ve ayrıntılı ise yapılacak yönlendirmelerin başarı şansı o kadar yüksektir. İşte tam bu noktada gözlerimi parlatan istatistik devreye giriyor.

“Google’da yapılan günlük sorguların %16’sını ilk defa yapılan aramalar oluşturuyor.” Günlük olarak bu kadar yüksek oranda sapma gösteren bir veriyi kullanarak, etkili hareketlerde bulunmanız zordur. Alacağınız tüm sonuçların dinamik olmasıdan dolayı, siz sonuçla ilgili bir aksiyonda bulununcaya kadar, mevcut ortam kendini yenilemiş olacaktır. Benim için süpriz olan işte tam da bu nokta oldu. Olağanüstü bir hızda kendini yenileyen insanoğlu’nun kuşatılması, tahminimden daha uzun zaman alacaktır. Hatta bu veriler ışığında belki de imkansız…  Tabii bu işin arama kısmı, diğer hizmetler ve android ile ilgili benzer istatistikler olsa eminin dijital ortamın, geleceğin dünyasına yönelik etkileri hakkında, daha net fikir sahibi olabiliriz.

Facebook vs Pinterest

Cumartesi, 25 Şub 2012 2 yorum

Pinterest ile ilgili geçen hafta yazdığım yazı oldukça ilgi gördü? (Pinterest nedir ve neden önemli? ) Pinterest Facebooktan sonraki büyük sosyal medya olayı haline gelir mi? Facebook ile karşılaştırarak bu konunu üzerine biraz daha kalem oynatmak istiyorum.  İki siteyi birkaç başlık altında değerlendirelim.

Foksiyon

Facebook üyelerinin birbirleri ile haberleşmelerini sağlayan bir sistem. Bu sistem içerisinde sevdiğiniz, ilgilendiğiniz şeyleri paylaşabileceğiniz gibi, kişisel mesajlarınızı da diğer üyelere iletebilirsiniz. Oysa pinterest tamamen görsellik üzerine kurulmuş bir yapı. Yazılı kişisel mesaj oluşturmanız mümkün değil ancak görsellere açıklama yapabiliyorsunuz. İletişim aracı olarak zayıf kalması pinterestin eksik yönü…

Facebook=1 Pinterest=0

Tasarım

Basit, kullanımı kolay ve seçilmiş görsellerden oluşan bir duvarı ile tabiiki Pinterest galip…

Facebook=1 Pinterest=1

Kullanıcı deneyimi

Facebook şu anda, bu şekilde sıfırdan piyasaya çıkmış olsaydı. Kullanılabilmesi için telefon defteri kalınlığında bir kılavuza ihtiyaç vardı. Bu hali ile kalabalık ve karmaşık bir yapı . Oysa pinterest oldukça sade ve kullanımı keyifli…

Facebook=1 Pinterest=2

Sürdürülebilirlik

Facebook’ta oluşturulabilecek içerik yelpazesi çok daha geniş. Ayrıca kullanıcılarının hayatlarındaki her değişikliğin bir güncelleme değeri var ve bir “post” olarak karşılığını bulabiliyor. Pinterest yapı itibari ile buna izin vermiyor. Ayrıca son gelen istatistikler, kullanıcılarının orjinal içerik oluşturmak yerine daha ziyade var olan içeriği “repin” ettiğini gösteriyor.

Facebook=2 Pinterest=2

Entegrasyon 

Her iki sitenin de diğer yapılarla entegrasyonu son derece kuvvetli. Facebook internette dışa giden tüm bağlantıların %26’sını, pinterest ise %2,5’ini karşılıyor. Ancak dikkatiniz çekerim bu işi 11 milyonun biraz üzerinde üye ile yapıyor. Buna rağmen enterasyon konusunda hala facebook önde…

Facebook=3 Pinterset =2

Maddeler ve kıyaslamalar çoğaltılabilir. Ancak sonuçta Facebook hep bir adım önde olacaktır. İşin özü itibari Pinterestte ilginç bulduklarınızı, Facebook’ta ise hayatınızı paylaşıyorsunuz. Sizce kıyas kabul eder mi?

Google’ın Yeni Gizlilik Politikasına Farklı Bir Bakış

Perşembe, 09 Şub 2012 yorum yok

Google, 1 Martta yeni gizllik politikasını devreye sokuyor. Yeni politikanın neler getirdiğine isterseniz şöyle bir göz atalım.

1.Yeni gizlilik politikası ile google, 60 kadar hizmetinin gizliliğini tek metinde topluyor. Aslına bakarsanız bu hareket sadece gizlilik ile ilgili olmanın ötesinde, google plus ile başlayan çok daha büyük bir stratejinin parçası. Bu strateji ile google kendini, internet kullanıcısının internet üzerindeki tüm ihtiyaçlarını karşılayan bir araç şeklinde konumlandırıyor. Bu şekilde internet üzerindeki tüm ihtiyaçlarınızı ya doğrudan google hizetlerinden ya da google hizmetlerini kullanarak ulaşacağınız bir kaynaktan alacaksınız. Yani her halükarda bir kez google uğrayacaksınız. Böyle bir stratejiye bütüncül bir gizlilik politikası gerekliydi; o da geldi.

2.Bu güne kadar google gizlilik politikası için, onlarca sayfayı bulan, onlarca çeşidi olan ve ne anlattığının anlaşılması son derece zor metinler kullanıyordu. Bu metinlerin koruyuculuğunda politik ve ticari olarak çok değerli bilgiler topladı. Şimdi ise herhangi bir şekilde saklamaksızın ben şahsi bilgilerinizi açık açık topluyorum, bu toplama işlemi için her türlü aracı kullanıyorum, bu bilgileri ticari olarak kullanıyorum, devletim talep ederse de bu bilgileri ona veriyorum diyor.  Ve ekliyor “istemeyen kullanmasın var mı ötesi?”

3.Bu güne kadar internet’in bireyi devletler önünde güçlü kılacağına dair bir görüş vardı. Anlaşılan o ki internet ile birey, sadece Arap diktatörleri önünde, o da izin verildiği ölçüde güç kazanıyor. Çok uluslu şirketler ve bu şirketlerin kurduğu en büyük devlet olan ABD önünde birey, git gide daha zayıf ve acınası bir hale geliyor. Belki çok ileri gittiğimi düşünebilirsiniz ama bu gizlilik politikası “gemin azıya alındığının” işaretidir. Kısa süre içinde  facebooktan da benzer hamleler gelirse kimse şaşırmasın.

Yukarıdakiler bir bakış açısının ifadesi… Aşağıda da google’ın neden bu değişimi yaptığı ile ilgli hazırladığı video var. Seçim sizin istediğinize inanabilirsiniz. Ama sonuçta hepimiz, paşa paşa bu hizmetleri kullanacağız. Var mı ötesi ?

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=KGghlPmebCY]

Herkes Örgüt

Pazar, 29 Oca 2012 yorum yok

Kitabın Adı: Herkes Örgüt

Yazarı: Clay Shirky

Yayınevi: Optimist

İlk Basım: 2008

Sayfa Sayısı: 282

Yorum: Patlamış mısırdan(tuzsuz) daha tatsız olan ve pamuk şekerden daha çabuk eriyip giden onca sosyal medya kitabınından sonra gerçekten keyif alarak okuduğum bir kitap…  Kitap, 2008 de yazılmış olmasına rağmen, daha uzun süre sosyal medyanın temel dinamikleri hakkında yol gösterebilecek potansiyele sahip.” Haydi eller havaya”  modunun ötesinde entelektüel olarak sosyal ağlar ve  getirdiği değişimler ile ilgilenenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Bu noktada Clay Shirky’de dikkatle izlenmesi gereken önemli bir düşünür. Aşağıdaki Linkte; henüz internetteki gruplar ile ilgili düşüncelerini kitaplaştırmadan 2005 yılında TED Talks’ta yaptığı konuşmayı bulabilirsiniz.

İşbirliğinin Değişen Yüzü

 

İdeal Sosyal Ağın Peşinde

Pazar, 03 Tem 2011 1 yorum

Bilim felsefecileri, insanoğlunun medeniyet gelişiminin alet yapmayı öğrenmesi ile başladığını söylerler. Kolun uzantısı olan çekiç, elin uzantısı olan pense, parmağın uzantısı olan kanca geliştikçe insanlığın medeniyet yürüyüşü de hızlanmıştır. Bu çerçevede ideal alet, insanın bir parçası olmaya en yakın ve az kuvvetle, en fazla etkiye sahip olan olarak tanımlanabilir. İnternet tabanlı sosyal ağlar, bilim ve teknolojinin insanoğlunun hizmetine sunduğu ideal olma yolunda mesafe alması gereken, iyi birer alettir. Peki ideal bir sosyal ağ nasıl olmalıdır?

1. Kullanıcının elini, gözünü ya da vücudunun her hangi bir organını kullanıyormuşcasına, rahat bir şekilde yön verebildiği biçimde tasarlanmalıdır. Üyeleri sosyal ağı kullanırken arkadaş ya da aile ortamında sohbet ediyormuş gibi,  hiç bir uğraşıya gerek kalmaksızın kendilerini ifade edebilmelidirler.En düşük zeka seviyesindeki üyenin bile rahat kullanabileceği bir şekilde tasarlanmalıdr. Bu olay düşük seviyedeki üyeye kolaylık olarak gözükürken, yüksek seviyedeki kullanıcıya rahatlık olarak etki edecektir. Üst seviyedeki kullanıcı hiç bir direnç olamaksızın sistemi kullandığından dolayı keyif alacaktır.

2. Sosyal ağ kullanıcısına, evinin duvarlarının sağladığı kadar güvenli bir ortam oluşturabilmelidir. Kişi iletişim kurmasını sağlayan vucut organlarının hakimiyetine ne kadar sahipse, paylaşım konusunda kullandığı sosyal ağın paylaşım sınırlarına o kadar sahip olmalıdır. İstemediği hiç bir bilgi, hiç kimse ile paylaşılmamalı, her istediğini istediği herkes ile paylaşabilmelidir.

3. Sanal dünyada yer alan sosyal ağ, gerçek dünyaya alternatif değil onu destekler, onun işini kolaylaştırır şekilde çalışmalıdır. “Fayda”,  burada vazgeçilmez unsurdur. Sosyal ağ kişinin gerçek hayatını daha kötü hale getirmenin yerine onu imar eden bir yapıya sahip olmalıdır. Burada önemli olan kullanıcının sanal ortamda gerçek dünyayla bağlantılarının kopmamasını sağlamaktır.

Mevcut sosyal ağlar incelendiğinde daha alınacak çok yolun olduğu görülmektedir.

Sosyal Medya Manifesto

Salı, 11 Oca 2011 1 yorum

1. İnternetteki sosyal ağlar, kullanıcıdan ömür çalan değil, kullanıcı yaşamına değer katan nitelikte olmalıdır.

2. Özel hayat, özel olarak kalmalıdır. Sosyal ağlar üyelerini, özel yaşamlarına saygı göstermelidir.

3. Sanal dünyadaki emperyalizme karşı, yerel yapılar desteklenmelidir.

5. Sosyal ağ kullanıcıları, aynı zamanda onun sahipleridir.

Noktaları Birleştirin

Çarşamba, 08 Ara 2010 1 yorum

Kapatın gözlerinizi (yazı bitince lütfen:)) . Bir evin oturma odasındasınız; 5-6 lı yaşlardayken yaşadığınız ev burası. Dikkat kesilin. Üzerinde yürüdüğünüz halıya bakın, çıplak ayaklarınıza batan sert tüylerini hissedin, elinizi koltukların üzerinde gezdirin, artık modası geçmiş döşemenin desenlerini inceleyin. Bakın duvardaki saati gördünüz mü? Siz kendinizi bildiniz bileli orada. İhtimal ki sizin doğum saatinizi de, bir çift mutlu göze, yine bulunduğu o yerden göstermişti.  Sobayı atlamadınız umarım, üzerinde sürekli bir çaydanlığın bulunduğu, hem duyusal, hem de duygusal olarak sıcak olan sobayı.  Lütfen devam edin odayı incelemeye… her ayrıntıya, duvardaki her çatlağa, perdelerinize, odanın lambasına, hatta havadaki kokuya dikkat edin. Efendim? Siz de aldınız mı kokuyu? Anneniz mutfakta bir şey pişiriyor olmalı… Ne kadar da güzel kokuyor. Aaa, durun bakalım. Bakın bir çocuk sesi çalındı kulağınıza ve pıtır pıtır ayak sesleri… Kapı usulca açıldı. İçeriye giren, ama! İçeriye giren sizsiniz; 5 yaşındaki haliniz…

İnternet ile birlikte insanoğlu, yaşadığı dünyayı doymaz bir iştahla sanal ortama kopyalamaya çalışıyor. Bir anlamda kendi yaşamını arşivliyor. Facebook’ a her ay 3 milyardan fazla fotoğraf yükleniyor. Youtube’ a bir dakika içinde yüklenen video uzunluğu bu yılın mart ayında 24 saati aştı. Yani siz bu yazıyı okumayı bitirinceye kadar, yaklaşık bir haftada ancak seyredebileceğiniz uzunlukta, video yüklenmiş olacak. Günde 500 binden fazla insan lokasyon temelli sosyal ağlar vasıtası ile coğrafi  konumunu internete bildiriyor.  Bu rakama farklı uygulamaların sizden aldıkları Gps verileri dahil değil.  İşin geneline göz atarsak; İnternetin toplam büyüklüğünün 500 milyar gigabayt (500 eksabayt) ‘a yakın olduğu tahmin ediliyor. Bu bilgiyi kağıt olarak çıktı alsanız 8 defa dünyayı kaplayabiliyorsunuz, ya da üst üste koysanız en uzak gezegen olan Plüton’a 10 defa gidebilirsiniz.  Artık, dünyanın her yeni anını, bir önceki anına nazaran daha fazla bilip, kayıt altına alabiliyoruz. Benim çocukluğuma ait resim sayısı iki elin parmağını geçmezken daha iki yaşına gelmemiş kızımın binlerce fotoğraf ve videosu var.  Sadece bu fotoğraflar analiz edilse bile şu anda oturduğumuz evin eksiksiz ve gerçekle birebir aynı similasyonu çıkartılabilir. Peki bu kadar veriyi topladıktan sonra geriye ne kalıyor?

Nerede kalmıştık. Kapı usulca açıldı.  İçeriye giren sizsiniz; 5 yaşındaki haliniz…

Sevimli çocuk, boncuk boncuk gözleri ile size bakıyor. Elinde bir kalem bir de o yıllarda gazetelerin verdiği hafta sonu bulmaca eklerinden birinin, çocuklar için olan kısmı.  Sarı gazete kağıdının üzerindeki yazıya takılıyor gözünüz; Numaraları takip ederek NOKTALARI BİRLEŞTİRİN bakın bakalım sizi nasıl bir sürpriz karşılayacak.

Wikileaks Etkisi

Çarşamba, 01 Ara 2010 yorum yok

Bir kaç gündür dünya, Diplomasinin 11 Eylül’ü olarak kabul edilen Wikileaks olayı ile yatıp kalkıyor. Peki Wikileaks’in mevcut düzenimize etkisi ne olur?

1. İnternetin teknik olarak sansürlenemez ve önüne geçilemez olduğu somut biçimde ispatlanmıştır. Demek ki internetin efendisi yokmuş!

2. Devlet, birey karşısında tarihten bu yana ilk defa bu kadar aciz duruma düşmüştür.

3.  Diplomasi dünyasında sık sık başvurlan  -ali cengiz oyunu- yöntemi ağır yara almıştır.

4. Gizli diplomasi devri kapanmıştır. Bundan sonra herkes kapalı kapılar ardında ne konuştuğuna dikkat etmek zorundadır.

5. Birinci dünya savaşından beri uğraşılan ve otoritelerin bütün dünyada birey üzerine yaptırım uygulayabilmesini sağlayacak evrensel güvenlik ve hukuk hayali sonsuza kadar tarihe karışmıştır.

6. İnsanların bu işe, bu derece ilgi göstermesi bunun bir akım haline gelmesini sağlayacaktır. Birkaç yıl içinde, onlarca Wikileaks çıkacak ve gizli belgelere olan saldırılar katlanarak artacaktır.

7. Gerek kişisel gerek kurumsal güvenlik ihtiyacı ivmelenerek artacak, farklı organizasyonlarda güvenlik, destek birimi olmaktan çıkarak majör birim haline gelecektir.

8. Devletler ve organizasyonların gizli bilgilerinin deşifre edilmesinden sonra topluma mal olmuş isimlerin kişisel bilgileri deşifre edilecektir.

İlk bakışta görülen bunlar tabii en doğrusunu yine zaman göstercek.