arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘marketing’

Marka yönetimi ve tüketici deneyimi…

Salı, 18 Eyl 2012 yorum yok

Marka yönetiminin %90’ı markanın tüketici ile buluşmasının öncesi ile ilgilidir. Marka iletişimi bir anlamda beklenti yönetimidir. Tüketici beklentilerini optimum seviyede tutmak çok önemlidir. Marka ile tüketicinin buluşacağı ana kadar yüksek beklenti oluşturursanız, tüketicide hayal kırıklığı ; düşük beklenti oluşturduğunuz taktirde ise ürünün satışı ile ilgili problem yaşarsınız.

Tüketici ürününüzü satın aldıktan sonra, markanız ile ilgili zihnindeki imajın tamamına yakınını kendi tecrubeleri ile şekillendirir. Yani tüketici bir buzdolabını satınaldıktan sonra; bir sonraki beyaz eşya satınalma kararında, markanın o buzdolabı ile ilgili söylediklerinden çok, kendi tecrubeleri etkili olacaktır.

Tüketicinin markaya ait tecrubeleri, ürünün ötesinde satış ve satış sonrası verilen hizmetleri de kapsamaktadır. Eğer sadık müşteriler elde etmek ve kuvvetli bir marka imajı oluşturmak istiyorsanız; iyi ürünlerin etrafına özenle düzenlenmiş müşteri hizmetlerini yerleştirin. İnanın markanız için büyük bütçelerle yaptığınız reklamlardan çok daha etkili olacaktır.

Bir reklamcılık efsanesi “Think different”

Pazar, 26 Şub 2012 yorum yok

apple logo Yıl 1997… Steve Jobs kovulduğu Apple’a CEO olarak geri dönüş yapmıştır. Şirketin hisse senetleri tabandadır ve bir çok kişinin gözünde Apple artık ölmek üzere olan bir şirkettir.

Aynı yıl Steve Jobs TBWA/Chiat/Day reklam ajansının Los Angales ofisini Apple’ın kaybettiği imajını geri kazandırmaları için görevlendirir. Ekibin başında Apple için efsanevi 1984 reklamını yapan Lee Clow vardır.Muhammed Ali

Ajansın işi oldukça zordur. Gazeteler Apple’ın ürettiği bilgisayarlardan iş için uygun olmayan oyuncaklar olarak söz etmektedirler. Saatler süren yorucu çalışmaların sonunda reklam için 20. yüzyılın önemli şahsiyetlerinin kullanılmasına karar verilir. Reklam ajansı fikri ilk açtıklarında Steve’in tepkisi  ” İyi iş çıkarmışsınız ancak Apple’ın logosunu bütün o dahiler ile birlikte kullandığım taktirde, insanlar benim tam bir narsist olduğumu düşünecekler; basın beni şişe geçirir” olur. Odada tam bir sesizlik… Çünkü ajans fikrine son derece güvenmektedir ve çantadaki tek fikir de budur. Sonra Steve odada bir tur atar ve hazırlanan posterlere bir daha bakar. ” Kimin umurunda, bunun üzerine çalışalım” der. Önce gazete ve dergi reklamları hazılanır. Sonra da 60 saniyelik  bir televizyon reklamı oluşturulur.

Slogan “Think different”

Apple’ın ezeli rakibi IBM yeni piyasaya sürdüğü “think pad”ler için “think IBM” sloganına gönderme yapan “Think different” sloganı kullanılır. Bu slogan aynı zamanda firmanın işine  bakış açısını ortaya koyması açısından da önemlidir.

Kullanılan Şahsiyetler

Kampanyada 20. yüzyılı 17 ikonik şahsiyeti kullanılır. Bunlar reklamda çıkış sırası ile Albert Einstein, Bob Dylan,Martin Luther King, Jr., Richard Branson, John Lennon (with Yoko Ono), Buckminster Fuller, Thomas Edison, Muhammad Ali, Ted Turner, Maria Callas, Mahatma Gandhi, Amelia Earhart, Alfred Hitchcock, Martha Graham, Jim Henson (with Kermit the Frog), Frank Lloyd Wright and Pablo Picasso’ dur.

Sonuç

Apple hisseleri kampanyanın başlangıcından sonra 12 ay içerisinde 3 kat artar. 1998’de Apple efsanevi renkli kasa bilgisayarlarını çıkarır. Kendisinden oyuncak imalatçısı olarak bahsedilen firmanın, renkli kasaya sahip bilgisayaraları  “farklı düşün” sloganı sayesinde tutku objelerine dönüşür. Kampanya bir çok ödül alır ve reklamcılık tarihinin esaneleri arasına geçer.

Zorundamıyım” ı bize layık görenlerin kulakları çınlasın. Aşağıda reklamı türkçe altyazılı olarak bulabilirsiniz.

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=4-TRErxV8hE]

Reklamın Kötüsü Nasıl Olur?

Perşembe, 23 Şub 2012 yorum yok

” 63,3 milyon abonesiyle faaliyette bulunduğu dokuz ülkenin beşinde pazar lideri olan Turkcell, bölgesel bir liderdir. Temmuz 2000 yılından bu yana hem NYSE, hem de İMKB’de kote olan Turkcell; NYSE’de kote olan tek Türk şirketidir. “

“Avrupa’nın da abone bazında en büyük üç GSM operatöründen biridir.”

Yukarıdaki cümleler Turkcell internet sitesinin kurumsal tanıtım bölümünden “bir dünya şirketi” başlığı altındaki kısımdan alındı.

Aşağıdaki video da Turkcell’in Youtube’daki resmi kanalından… Televizyonda dönen iki dakikalık “zorunda mıyım? ” isimli reklam. Tahammül edebilirseniz seyredin üzerine birşeyler söyleyeceğim.

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=Gvkkd8cJvpI&list=UUtnL0xKKLRUam47Y2W5wegg&index=1&feature=plcp]

  1. Verilen yanlış mesajlar yüzünden Öztürk’ün kurduğu Öztürkcell şirketi, rakip şirketlerle değil bizzat Turkcell ileözdeşleşmektedir. Öztürkcell için kullanılan imgeler buna sebebiyet vermektedir. Bu reklam rakipleri tarafından Turkcell’in marka iletişimini bozmak için yapılmış olsa ancak bu kadar başarılı olurdu.
  2. Turkcell logosu yakın zamanda değişti. Artık antenleri logoda kullanıyorlar. Yani antenlere çok uzun bir süre ihtiyaçları olacak. O antenleri sevimli çocuklardan sonra Şahan’ın küçük kopyalarına takmakmaya gerek yoktu. Amaç antenleri tüketicinin gözünde itici kılmaksa başka yollar da bulunabilirdi.
  3. Reklamda verilen mesajın yanında, reklamın sonunda damakta kalan tat da önemlidir. Bu çerçevede bu tiplemelerin kimin ağzında iyi tad bırakacağını ve bu kitlenin Turkcell’in ana hedef kitlesi olup olmadığını merak ediyorum. Türkiye’nin dev bir teknoloji şirketinin reklamının geçtiği mekan “pavyon” benzeri bir yer mi olmalıydı?

Bir yanda Türkiye Kumbarası gibi muazzam bir sosyal sorumluluk projesi yürütülüyor. Bir yandan da paspaye bir markailetişimi… Bir Turkcell kullanıcısı olarak buna katlanmak zorunda mıyım?

Hala mı e-mail üzerinden pazarlama?

Çarşamba, 25 Oca 2012 yorum yok

E-mail gönderimiHala mı e-mail ile pazarlamayı anlatmak gerekiyor? Maalesef öyle…Sosyal ağların giderek önem kazanması ile, bir zamanların kral pazarlama aracı olan e-mail tahtını kaybetti. Bu bloğu takip edenler bilirler, genelde zamanın önünden gidip işin teorisi üzerine kalem oynatmayı severim. Ancak, hepiniz gibi benim posta kutuma da, saygın denilebilecek markalardan e-mailler düşmeye devam ediyor. Üzülerek görüyorum ki yıllardır yapılan bu iş bile, hala dört başı mamur bir yapıya oturtulabilmiş değil. Bu yüzden son bir kez  ideal e-mail pazarlamasının  olmazsa olmazlarını saymak istiyorum.

  1. Mail gönderdiğiniz kişiden mutlaka o maili göndermek için izin alın. Milyonlarca maili bir anda ilgisiz kişilere göndermek, bolca kulağınızın çınlatılmasından başka bir işe yaramayacaktır. Bir marka asla taciz eden konumunda olmamalıdır.
  2. Mail gönderim sıklığınızı bulunduğunuz sektöre ve sattığınız ürüne göre çok iyi ayarlamanız gerekmektedir.  Aynı içeriği taşıyan mailin birden fazla gönderimi, spam olarak işaretlenme sebebidir.
  3. Sizin mailing listenize, insanlar hangi amaçla abone oldularsa, o amaç çerçevesindeki içeriği onlara göndermeniz gerekmektedir. Müşterinizin size bir konu ya da ürün ile ilgili bilgi almak için mail adresini vermesi, ona her istediğiniz  konuda yazabileceğiniz anlamına gelmez.

Görüşüm odur ki; e-mail iletişim aracı olma özelliğini devam ettirdiği müddetçe, onun üzerinden pazarlama yapılmaya devam edilecektir. Diğer tüm pazarlama araçları gibi  e-mail de iyi kullanıldığı taktirde, kullanıcısına  hedeflenen faydayı sağlayacaktır.