arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘pazarlama’

Müşterinin Zihnine Kazınmak

Perşembe, 21 Haz 2018 yorum yok

17103531_1341496242575097_1914724224505185079_nAC Nielsen’in yaptığı araştırmaya göre tüketiciler izledikleri reklamların,
‪1965’te %34’ünü‬
‪1990’da %8’ini‬
‪2007’de %2,1’ini hatırlıyordu.‬
‪Ya bugün? 
Bir ömür boyunca izlenecek 2 milyondan fazla reklam arasından akılda kalan olmanın sırrı nedir?
Cevap, ürünün fonksiyonun ötesinde tüketicinin duygularına seslenmekte… Son derece rasyonel olduğunu iddia eden müşterilerin bile; satınalma davranışlarında, keskin bir şekilde, duygularının etkili olduğunu unutmayın. Kalpleri kazanırsanız, müşteriyi kazanırsınız.

B2B Satışın Duygusal Boyutu

Pazartesi, 18 Haz 2018 yorum yok

15259392_1232470610144328_7844735136759175857_oÖzellikle B2B işinde, pazarlama iletişimi yürütürken ürün ya da hizmetin sadece işlevine odaklanmak ve iletişimin duygusal boyutunu ihmal etmek #MarkaYönetimi adına yapılan önemli bir hatadır. Sonuç itibari satınalma kararını verecek olan insandır. İletişimin duygusal boyutuna verilecek önem, en azından, sizinle eşit rasyonel özelliklere sahip bir rakip olması durumunda seçilmenizi garanti eder.

 

Doğru Mecra

Pazar, 05 Kas 2017 yorum yok

23231640_1595082930549759_4963276017907443822_nÖzdilek Park İstanbul AVM tuvaletlerinde “nefis lezzetlerin” reklamları dönüyor. Tad alma duyusunun koku ile eş güdümlü çalıştığını biliyoruz. Yemek reklamı için tuvaleti seçmek… Kim bilir hangi parlak reklamcının b*k yemesi…

Perakendede İndirim Oyunu

Cumartesi, 01 Eki 2016 yorum yok

57ef5db0ae78492ddcdf48d1Bir marka’nın sahip olduğu en büyük değer, müşterilerinin o markaya karşı duydukları güvendir. Diğer bir deyişle marka iletişimi müşteri ile marka arasındaki güven bağını oluşturmak için yapılır. Bugün gördüğüm bir haber aynen şöyle…
“Bazı marketler müşteri çekmek için kullandığı promosyon aracını, sözde indirime çevirdi. Promosyonlu bazı ürünlerin önceki fiyatının aslında daha ucuz olduğu tespit edildi.”
Bu haberi okuyunca aklıma reklamcılığın dehalarından David Ogilvy(1911-1999)’nin sözü geldi. “Müşteri aptal değildir. O sizin karınızdır(Eşinizdir) . Ona göre davranın.”
Ne dersiniz?
Müşterilerini aptal yerine koyan bu perakendecilerin uzun dönemde ayakta kalma şansı var mı?

https://www.cnnturk.com/ekonomi/turkiye/markette-promosyonlu-indirim-kandirmacasi

 

Tek Bir Soru…

Cuma, 18 Eki 2013 yorum yok

Hong Kong Apple Store OpeningTüm pazarlama hilelerinden ve reklam aldatmacalarından daha güçlü tek bir soru vardır.  Satınalma kararı vermeden sorulduğunda hayat kurtaran tek bir soru:

GERÇEKTEN İHTİYACIM VAR MI?

Marka yönetimi ve tüketici deneyimi…

Salı, 18 Eyl 2012 yorum yok

Marka yönetiminin %90’ı markanın tüketici ile buluşmasının öncesi ile ilgilidir. Marka iletişimi bir anlamda beklenti yönetimidir. Tüketici beklentilerini optimum seviyede tutmak çok önemlidir. Marka ile tüketicinin buluşacağı ana kadar yüksek beklenti oluşturursanız, tüketicide hayal kırıklığı ; düşük beklenti oluşturduğunuz taktirde ise ürünün satışı ile ilgili problem yaşarsınız.

Tüketici ürününüzü satın aldıktan sonra, markanız ile ilgili zihnindeki imajın tamamına yakınını kendi tecrubeleri ile şekillendirir. Yani tüketici bir buzdolabını satınaldıktan sonra; bir sonraki beyaz eşya satınalma kararında, markanın o buzdolabı ile ilgili söylediklerinden çok, kendi tecrubeleri etkili olacaktır.

Tüketicinin markaya ait tecrubeleri, ürünün ötesinde satış ve satış sonrası verilen hizmetleri de kapsamaktadır. Eğer sadık müşteriler elde etmek ve kuvvetli bir marka imajı oluşturmak istiyorsanız; iyi ürünlerin etrafına özenle düzenlenmiş müşteri hizmetlerini yerleştirin. İnanın markanız için büyük bütçelerle yaptığınız reklamlardan çok daha etkili olacaktır.

Dokunmadan Satamazsın! -1-

Perşembe, 05 Tem 2012 yorum yok

Satış eğitimlerimin ilk maddesidir. “Müşteriye dokunmadan satış yapamazsın.”Müşteri ile ilişkiyi başlatacak ilk kontağı kuramamak, özellikle  kariyerinin başında olan satışçıların temel problemdir . Saatlerce teorik eğitimler alınır, ürün en ince detayına kadar öğrenilir, satış yöneticisi ile örnek görüşmelere gidilir. Ancak iş başa düştüğünde, bir türlü ilk telefon açılamaz, ilk kapı çalınamaz, ilk randevu alınamaz.

Böyle durumlarda gözden kaçan ama önemli bazı noktalar vardır ki; satışı yapacak kişiye anlattığınızda ilk adımın atılması çok daha kolay olur.

1. En kötü görüşmenin satışa dönüşme ihtimali bile, hiç yapılmayan görüşmeye göre daha yüksektir.

-Şu anda buraya bir şey satıyormuyuz?

– Hayır.

-Görüşmezsek bir şey satma ihtimalimiz var mı?

-Hayır.

-Peki ya görüşürsek?

-Belki satarız.

-İşte doğru cevap. O zaman satış ihtimalini arttıralım. Hadi görüşelim.

2. Satttığın üründe ya da bulunduğun sektörde yeni olabilirsin. Ancak konu ile ilgili sattlerce belki de günlerce eğitim aldın. Satınalmayı yapan kişi çok sayıda ve farklı kalemlerde satınalma yapıyorsa büyük ihtimal senin kadar ürüne hakim değildir. Eğer işinin uzmanıysa da senin ondan daha az bilgili olduğun, bilgisine sahip  değil. O zaman rahat ol! Rahat olursan bu şartlarda %80 işi toparlarsın. Rahat değilsen de üzülme ilk kural her zaman baki.

3. Satınalmayı yapacak kişi; yarı insan yarı makina olan bir android değil, işin özü itibari ile o da senin benim gibi bir insan. Satışla sonuçlanan görüşmelerin (ultra kurumsal görüşmeleri bir yana bırakıyorum) içerik itibari ile %20’si ürün ile ilgili kalan kısmı havadan sudan konular üzerinedir. Dikkat satışla sonuçlanan diyorum!!! Zaten %80 lik geyik kısmını çok iyi bilip icra ettiğin için bu meslektesin, yine rahat ol, görüşmede en iyi bildiğin işi yapacaksın.

Sonuç itibari ile müşteri ile bağlantıya geçme satışın ilk adımıdır. Bu adım da sanıldığının aksine en kolay adımdır. Unutmamalı “Yol ancak, yola çıkmayan ve yoldan korkanlar için uzundur”

Sıkın Kafanıza!!! İşte Size Gerilla Pazarlama….

Pazartesi, 02 Nis 2012 yorum yok

Gerilla Pazarlama alışılmışın dışında taktiklerle ve beklenmeyen yerlerde, beklenmeyen zamanlarda yürütülen pazarlama kampanyalarıdır. Bu tanım aynı zamanda gerilla pazarlama kavramının isim babası olan Jay Conrda Levinson’a ait. 1984 yılında çıkardığı aynı adı taşıyan kitabı, pazarlama dünyasında o günlerde son derece büyük yankı uyandırmıştı, etkileri ise şüphesiz hala devam ediyor. Gerilla pazarlama küçük bütçeler ile büyük farkındalık oluşturmayı hedefleyen bir pazarlama stratejisi… Nasıl mı? Bu sabah bir kamyonun arkasında gördüğüm ve fotoğrafını çekmek için beni arkasından sürükleyen ilan gibi 🙂  Fotoğrafını çekemeden kamyon ile yollarımız ayrıldı. Ama internet sağolsun… Bu da benden “Kafanıza sıkın, canınızı sıkmayın :)”

Sıkın Kafanıza !!!

Bir reklamcılık efsanesi “Think different”

Pazar, 26 Şub 2012 yorum yok

apple logo Yıl 1997… Steve Jobs kovulduğu Apple’a CEO olarak geri dönüş yapmıştır. Şirketin hisse senetleri tabandadır ve bir çok kişinin gözünde Apple artık ölmek üzere olan bir şirkettir.

Aynı yıl Steve Jobs TBWA/Chiat/Day reklam ajansının Los Angales ofisini Apple’ın kaybettiği imajını geri kazandırmaları için görevlendirir. Ekibin başında Apple için efsanevi 1984 reklamını yapan Lee Clow vardır.Muhammed Ali

Ajansın işi oldukça zordur. Gazeteler Apple’ın ürettiği bilgisayarlardan iş için uygun olmayan oyuncaklar olarak söz etmektedirler. Saatler süren yorucu çalışmaların sonunda reklam için 20. yüzyılın önemli şahsiyetlerinin kullanılmasına karar verilir. Reklam ajansı fikri ilk açtıklarında Steve’in tepkisi  ” İyi iş çıkarmışsınız ancak Apple’ın logosunu bütün o dahiler ile birlikte kullandığım taktirde, insanlar benim tam bir narsist olduğumu düşünecekler; basın beni şişe geçirir” olur. Odada tam bir sesizlik… Çünkü ajans fikrine son derece güvenmektedir ve çantadaki tek fikir de budur. Sonra Steve odada bir tur atar ve hazırlanan posterlere bir daha bakar. ” Kimin umurunda, bunun üzerine çalışalım” der. Önce gazete ve dergi reklamları hazılanır. Sonra da 60 saniyelik  bir televizyon reklamı oluşturulur.

Slogan “Think different”

Apple’ın ezeli rakibi IBM yeni piyasaya sürdüğü “think pad”ler için “think IBM” sloganına gönderme yapan “Think different” sloganı kullanılır. Bu slogan aynı zamanda firmanın işine  bakış açısını ortaya koyması açısından da önemlidir.

Kullanılan Şahsiyetler

Kampanyada 20. yüzyılı 17 ikonik şahsiyeti kullanılır. Bunlar reklamda çıkış sırası ile Albert Einstein, Bob Dylan,Martin Luther King, Jr., Richard Branson, John Lennon (with Yoko Ono), Buckminster Fuller, Thomas Edison, Muhammad Ali, Ted Turner, Maria Callas, Mahatma Gandhi, Amelia Earhart, Alfred Hitchcock, Martha Graham, Jim Henson (with Kermit the Frog), Frank Lloyd Wright and Pablo Picasso’ dur.

Sonuç

Apple hisseleri kampanyanın başlangıcından sonra 12 ay içerisinde 3 kat artar. 1998’de Apple efsanevi renkli kasa bilgisayarlarını çıkarır. Kendisinden oyuncak imalatçısı olarak bahsedilen firmanın, renkli kasaya sahip bilgisayaraları  “farklı düşün” sloganı sayesinde tutku objelerine dönüşür. Kampanya bir çok ödül alır ve reklamcılık tarihinin esaneleri arasına geçer.

Zorundamıyım” ı bize layık görenlerin kulakları çınlasın. Aşağıda reklamı türkçe altyazılı olarak bulabilirsiniz.

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=4-TRErxV8hE]

Reklamın Kötüsü Nasıl Olur?

Perşembe, 23 Şub 2012 yorum yok

” 63,3 milyon abonesiyle faaliyette bulunduğu dokuz ülkenin beşinde pazar lideri olan Turkcell, bölgesel bir liderdir. Temmuz 2000 yılından bu yana hem NYSE, hem de İMKB’de kote olan Turkcell; NYSE’de kote olan tek Türk şirketidir. “

“Avrupa’nın da abone bazında en büyük üç GSM operatöründen biridir.”

Yukarıdaki cümleler Turkcell internet sitesinin kurumsal tanıtım bölümünden “bir dünya şirketi” başlığı altındaki kısımdan alındı.

Aşağıdaki video da Turkcell’in Youtube’daki resmi kanalından… Televizyonda dönen iki dakikalık “zorunda mıyım? ” isimli reklam. Tahammül edebilirseniz seyredin üzerine birşeyler söyleyeceğim.

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=Gvkkd8cJvpI&list=UUtnL0xKKLRUam47Y2W5wegg&index=1&feature=plcp]

  1. Verilen yanlış mesajlar yüzünden Öztürk’ün kurduğu Öztürkcell şirketi, rakip şirketlerle değil bizzat Turkcell ileözdeşleşmektedir. Öztürkcell için kullanılan imgeler buna sebebiyet vermektedir. Bu reklam rakipleri tarafından Turkcell’in marka iletişimini bozmak için yapılmış olsa ancak bu kadar başarılı olurdu.
  2. Turkcell logosu yakın zamanda değişti. Artık antenleri logoda kullanıyorlar. Yani antenlere çok uzun bir süre ihtiyaçları olacak. O antenleri sevimli çocuklardan sonra Şahan’ın küçük kopyalarına takmakmaya gerek yoktu. Amaç antenleri tüketicinin gözünde itici kılmaksa başka yollar da bulunabilirdi.
  3. Reklamda verilen mesajın yanında, reklamın sonunda damakta kalan tat da önemlidir. Bu çerçevede bu tiplemelerin kimin ağzında iyi tad bırakacağını ve bu kitlenin Turkcell’in ana hedef kitlesi olup olmadığını merak ediyorum. Türkiye’nin dev bir teknoloji şirketinin reklamının geçtiği mekan “pavyon” benzeri bir yer mi olmalıydı?

Bir yanda Türkiye Kumbarası gibi muazzam bir sosyal sorumluluk projesi yürütülüyor. Bir yandan da paspaye bir markailetişimi… Bir Turkcell kullanıcısı olarak buna katlanmak zorunda mıyım?