arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘social network’

Zuckerberg! Sır saklar mısın?

Pazartesi, 27 Şub 2012 yorum yok

Genç adam kameranın içine bakarak “hayatınızla ilgili daha fazla şeyi dünya ile paylaşacaksınız, çünkü yeni trend bu” diyordu.

Zuckerbergten söz ediyorum. Facebook’un göz önündeki CEO’sundan… Yeni trendin kişisel yaşamı tüm dünya ile paylaşmak olduğunu söylüyor. Elimizdeki en eski yazılı metinler 5000 yıl öncesine dayanıyor. Bilebildiğimiz kadarı ile insanlar 5000 yıldır yazı ile; dünya üzerinde varoldukları andan itibaren de çeşitli araçlar ile haberleşiyor. Bu iletişimin çok basit bir işleyişi var. Mesajı veren ve alan. Ne hikmetse Facebook icat olduktan sonra mesajı veren var ama mesajın kime gittiği, alması gerekeninin de alıp almadığı belli değil.  Arkadaşlarınız görsün diye yüklediğiniz bir resim; İstihbarat servislerine, büyük şirketlere ya da hiç tanımadığınız bir yabancıya gidebilir. Pardon yabancıya gitmemesi için üç ayda bir değiştirilen (çünkü üç ayda üyeler nasıl çalıştığını çözüyorlar) bir gizlilik ayarı var. İstihbarat servisleri ve büyük şirketler ile ilgili kısmını ise taktirlerinize bırakıyorum. Bir de silme kısmı var ki hafızanız siler ama facebook hiçbir şeyi silmez.

Üşenmemişler facebooksuz bir hayatta, facebook’un kuralları ile nasıl yaşanabileceğine dair bir video hazırlamışlar. Bunu yaparkende facebook’un filmi olan filmi “social network” ten ilham almışlar. Keyifle izledim. Nasıl bir trend içinde olduğumuzu kimin trenine bindiğimizi göstermesi açısından da önemli… hadi, dürttüm sizi…

http://www.youtube.com/watch?v=OXVg8NdIMvw

Facebook vs Pinterest

Cumartesi, 25 Şub 2012 2 yorum

Pinterest ile ilgili geçen hafta yazdığım yazı oldukça ilgi gördü? (Pinterest nedir ve neden önemli? ) Pinterest Facebooktan sonraki büyük sosyal medya olayı haline gelir mi? Facebook ile karşılaştırarak bu konunu üzerine biraz daha kalem oynatmak istiyorum.  İki siteyi birkaç başlık altında değerlendirelim.

Foksiyon

Facebook üyelerinin birbirleri ile haberleşmelerini sağlayan bir sistem. Bu sistem içerisinde sevdiğiniz, ilgilendiğiniz şeyleri paylaşabileceğiniz gibi, kişisel mesajlarınızı da diğer üyelere iletebilirsiniz. Oysa pinterest tamamen görsellik üzerine kurulmuş bir yapı. Yazılı kişisel mesaj oluşturmanız mümkün değil ancak görsellere açıklama yapabiliyorsunuz. İletişim aracı olarak zayıf kalması pinterestin eksik yönü…

Facebook=1 Pinterest=0

Tasarım

Basit, kullanımı kolay ve seçilmiş görsellerden oluşan bir duvarı ile tabiiki Pinterest galip…

Facebook=1 Pinterest=1

Kullanıcı deneyimi

Facebook şu anda, bu şekilde sıfırdan piyasaya çıkmış olsaydı. Kullanılabilmesi için telefon defteri kalınlığında bir kılavuza ihtiyaç vardı. Bu hali ile kalabalık ve karmaşık bir yapı . Oysa pinterest oldukça sade ve kullanımı keyifli…

Facebook=1 Pinterest=2

Sürdürülebilirlik

Facebook’ta oluşturulabilecek içerik yelpazesi çok daha geniş. Ayrıca kullanıcılarının hayatlarındaki her değişikliğin bir güncelleme değeri var ve bir “post” olarak karşılığını bulabiliyor. Pinterest yapı itibari ile buna izin vermiyor. Ayrıca son gelen istatistikler, kullanıcılarının orjinal içerik oluşturmak yerine daha ziyade var olan içeriği “repin” ettiğini gösteriyor.

Facebook=2 Pinterest=2

Entegrasyon 

Her iki sitenin de diğer yapılarla entegrasyonu son derece kuvvetli. Facebook internette dışa giden tüm bağlantıların %26’sını, pinterest ise %2,5’ini karşılıyor. Ancak dikkatiniz çekerim bu işi 11 milyonun biraz üzerinde üye ile yapıyor. Buna rağmen enterasyon konusunda hala facebook önde…

Facebook=3 Pinterset =2

Maddeler ve kıyaslamalar çoğaltılabilir. Ancak sonuçta Facebook hep bir adım önde olacaktır. İşin özü itibari Pinterestte ilginç bulduklarınızı, Facebook’ta ise hayatınızı paylaşıyorsunuz. Sizce kıyas kabul eder mi?

Sosyal Medya İle İş Bulma

Cumartesi, 18 Şub 2012 yorum yok

Ulaştığı kitle ve kullanım miktarı dikkate alındığında sosyal medya, adayların işverenlere, işverenlerinse adaylara ulaşabilmelerini sağlayan ciddi bir araç haline gelmiştir. İşe alacağı adayları kendisine gönderilen fax üzerinden tanımaya çalışan şirketketlerin yerini, geniş kapsamlı sosyal medya taraması sonucu çalışan seçen şirketler almıştır. Peki öyle mi gerçekten?

Ortalama bir şirketin insan kaynaklarına, ortalama bir pozisyon için 500’ün üzerinde başvuru olur. Bu çokluk içerisinde profesyonelce yönetilen sosyal ağ hesaplarınızın, sesinizi duyurmada size bir faydası olur mu ya da nasıl faydası olur?  İsterseniz önce 3 büyük network üzerinden tartışalım sonra bir infografik vereceğim.

1. Facebook:  Eğer kullanıcı adresinizi cv’inizin bir yerine iliştirmemişseniz, insan kaynakları uzmanı tarafından network içerisinde bulunmanız zordur. Facebook’ta isminiz arandığında sizinle aynı ismi taşıyan en az  50 kullanıcı ile karşılaşılır. Cv’nizdeki takım elbiseli fotoğrafınızla, arama sonuçlarında çıkan ufak profil resminizin örtüştürülmesi zordur. İhtimaller üzerinden gidilir. Her facebook kullanıcısının şahsına münhasır gizlilik ayarı olduğundan dolayı, bir süre sonra aramaktan vazgeçilir.  Şundan emin olabilirsiniz neredeyse hiç bir insan kaynakları uzmanı ilk görüşme öncesi facebook profilinizi incelemeyecektir. Ancak ikinci görüşmeye çağırılırsanız garanti veremem. Eğer gizlilik ayarlarınızda time line açıksa onu derli toplu tutmanız menfaatinizedir. Burada dikkat edilecek husus paylaşımlar arasında aşırılıklar olmamasıdır. Çok az insan kaynakları uzmanı, facebooktaki paylaşımlarınızdan profesyonel yetilerinizi analiz etmeye çalışır. Facebookta sergilenen özel hayatınızdır.

2. Twitter: Facebook ile karşılaştırıldığında size ulaşılması çok daha kolaydır. Yeni profil özellikleri ile kendinizi facebook’a yakın oranda ifade edebileceğiniz araçlar sunar. Eğer belli bir alanda uzmanlığınız varsa, twitter hesabınızı, ilginizi çeken şeylerle beraber uzmanlık alanınızdaki bilginizi paylaştığınız yarı profesyonel bir platform haline getirebilirsiniz. Bu sizin için önemli avantaj sağlar. Ben sahsen twitter adresim olan @sonmezmurat’ı bu şekilde kullanıyorum.

3.  Linked-in: Amacı profesyonel network sağlamak olan bir ağın, iş bulma noktasındaki önemini sanırım anlatmaya gerek yok. Derli, toplu, düzenli bir hesaba ihtiyacınız var. Sizi işe alacak olan profesyonellerin de neredeyse tamamının orada olduğunu ayrıca söylemeye gerek yok sanırım. Görüşme öncesinde, görüşeceğiniz kişi ile ilgili bir linkedin taraması, sizin için oldukça faydalı olacaktır.

Aşağıda 2012 yılına ait bir infographic bulacaksınız.  Yukarıdaki analizime az çok paralel şeyler söylemiş. Şöyle toparlayabiliriz;  “ne kadar Linkedin o kadar iş.”

social media job

Türkiye’den Global İnternet Projesi Çıkarmak Niçin Zor?

Çarşamba, 25 May 2011 yorum yok

Global çapta başarılı bir internet projesinin 3 temel saç ayağı vardır.

1.Yazılım

2. Pazarlama

3. Yatırım

Türkiye’den dünya çapında internet projelerinin çıkmasının zor olmasının temel sebebi, bu üç bacaklı saç ayağının sağlıklı bir şekilde bir araya getirilmesinin zor olmasıdır.

Türkiye’deki projelerin genel profili iyi yazılımcı, gelir modeli olmayan proje, yatırdığı paranın hemen karşılığını bekleyen yatırımcı şeklinde gelişmektedir.

Genel itibari sermayesi olmayan yazılımcılar, gerekli pazarlama desteğini satın alamamakta, bilişim dışındaki yollarla zengin olmuş sermaye sahipleri de, elle tutulamayan “sanal” olarak ifade edilen bir yere yatırım yapmak istememektedirler.

Bu böyle mi devam eder? Etmeyeceğini düşünüyorum. Bilişim zenginlerimiz arttıkça elle tutulur proje sayısı da katlanarak artacaktır.

İdeal Sosyal Ağın Peşinde 2

Çarşamba, 05 Oca 2011 yorum yok

ideal sosyal ağSosyal ağların temel dayanağı, insanların bir araya geldiklerinde iletişim kurmaya olan ihtiyaçlarıdır. İnsanlığın varoluşundan bu yana mevcut olan bu ihtiyaç, bu günkü medeniyetimizin de kaynağıdır. Sosyal ağlar özleri itibari ile bu ihtiyacı gidermek için kurulmuş, mecralardır.

Hali hazırda popüler olan sosyal ağların başarılarının temel nedeni; insanların iletişime olan ihtiyaçlarını daha önce varolmayan bir metodla çözmelerdir. Sosyal medya insanoğlunun o güne kadar kullandığı ve denediği iletişim yollarına yepyeni bir alternatif olmuştur. Bunu şuna benzetebilirsiniz. İlk otomobil icad olduğunda o günkü hali ile bugün, kimsenin kulanmaya tenezzül etmeyeceği bir cihazdı ancak insanların kara ulaşımına devrimsel bir hız kattığından dolayı, o hali ile bile zamanının vazgeçilmezi haline geldi. Yani özü itibari bugün değerleri milyar dolara ulaşan sosyal ağların bu değere ulaşmalarının temel sebebi, ideal iletişim aracını kullanıcılarına sunmalarından ziyade, iletişime farklı bir boyut kazandırmalarıdır.

Bir sosyal ağ içerisinde, iki sosyal ağ kullanıcısı arasındaki “bağ” farklı isimlerle karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman “arkadaşlık”, kimi zaman “takip”, kimi zaman da “abonelik” terimleri ile bu bağ ifade edilmektedir. Esas itibari ile sosyal ağların birbirinden farkı da, bu bağlantı şeklinin tasarımından, kaynaklanmaktadır. Yani twitter ile facebook’un temel farkı üyeleri arasındaki bağı tasarlayış şekilleridir. Bu nokta aynı zamanda bu sosyal ağların yumuşak karınlarını oluşturmaktadır.

Mevcut sosyal ağlarda üyeler arasındaki bağ yapısı ile gerçek dünyadaki insanlar arasındaki bağ yapısı birbirleri ile uyuşmamaktadır. Sosyal ağların tamamına yakını spontane olarak ortaya çıktığından dolayı, gecekondu temeli üzerine yapılmış villaya benzemektedirler. Gerçek dünyada insanlar arası ilişkiler “arkadaşlık” , “takip” vb. terimlerle karşılanmayacak kadar derindir.  Oysa sosyal ağların tamamında bağlantıların isimleri farklı olsa temel mantık çizgileri aynıdır.  Bu halleri ile iki boyutlu bir evrende ilişkileri tanımladıklarını söyleylemek yanlış olmayacaktır. Oysa mevcut sosyal yapıda ilişkiler çok boyutludur. Şöyle bir örnekle açıklayabiliriz. Kağıt üzerine bir nokta koyun. Bu noktayı bir sosyal ağın üyesi olarak kabul edebilirisiniz. Mevcut yapıda bireyin, diğer ağ üyeleri ile ilişkileri, bu nokta ile kağıdın ilişkisine benzemektedir. Oysa gerçek dünyadaki durum;  nokta ile içi dolu bir kürenin ilişkisi şeklindedir. Sosyal ağların, bu ilişki yapısını yönetibilecek araçları kullanıcılarına sunacakları ana kadar  alacakları çok yol vardır.

Özetle; Facebook ya da Twitter sosyal medyanın ulaşabileceği son nokta değil, daha yolun başlangıcıdır.