arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘sosyal ağ’

Ya Sosyal Ol, Ya da Öl!

Pazartesi, 27 Ağu 2012 yorum yok

 

Tüketicinin talep ve beklentileri tarihin hiç bir döneminde olmadığı kadar hızlı bir şekilde değişiyor. Farklı kültür ve talepleri olan insan topluluklarının, özellikle internet ve sosyal medya vasıtası ile daha fazla etkileşim kurmaları bu hızlı değişimin kaynağıdır. Bu etkileşim bir yandan evrensel bir kültür oluşturup yerel yapıların köşelerini törpülerken, bir yandan da sağladığı sinerji ile yeni düşünce, akım ve beğenilerin daha hızlı gelişmesinini sağlıyor. Böyle bir yapı içerisinde, günün isteklerine göre imalatına karar vereceğiniz bir ürünün modası, siz daha AR-GE çalışmalarını bitirmeden geçecektir.

Önemli Sonuç: 

Tüketici taleplerini ortaya çıkaran etkileşimin gerçekleştiği birinci mecra sosyal medyadır. Bir markanız varsa mutlaka ama mutlaka bu yapıya yakın olmak zorundasınız. Çünkü tek çözüm günün nabzını iyi tutarak, geleceğe yönelik projeksiyonlar yapmaktır. Tüketici taleplerinin hızla değiştiği bir pazarda, markaların talep gören ürünler ortaya koymalarının başka yolu yoktur. Sonuç ürkütücü; ya sosyal ol, ya da öl!

 

Gençlerin Güreş Tutukusu Işığında Sosyal Medyanın Geleceği

Çarşamba, 08 Şub 2012 yorum yok

İnternet; hayatımızın vazgeçilmezi…90’ların ikinci yarısından itibaren evimize, bir on yıl sonra da cebimize girdi. Tek tarafli bilgi akışı ile başlayan hikaye sosyal medyanın topa girişi ile “Zeki Müren’in de bizi görebildiği” bir hale geldi.

Benim neslim radyonun, televizyon ve telefonun iletişim aracı olarak kullanıldığı bir dünyada doğdu.  Yaşıtlarım ve benden küçük olanlar bu araçların olmadığı bir dünya tasavvuruna sahip değiller. Bizim için ateş, tekerlek ve yazı ne ise; radyo, telefon ve televizyon odur.  Hepsinin yokluk durumu da biz ve bizden sonrakiler için deneyimlenmemiştir.

Şimdi  sosyal medya üzerine doğan bir nesil geliyor. Bu nesil Facebook’suz bir hayatı, arkadaşları ile Facebook olmadan haberleşmeyi bilmiyor. Onbeş- onaltı yaşındaki bir gencin hayatından sosyal ağları çıkartsanız,  çevresi ile iletişimini en az %40 oranında kısıtlamış olursunuz. Bir gün facebook kapansa, bu gencin, bu beklenmedik durumla başa çıkacak ve arkadaşları ile iletişimini aynı kalitede devam ettirecek bir “b planı” yoktur. Çünkü gencimiz için elektrik ne ise Facebook odur.  Onun hayatında prefacebook dönemi hiç olmamıştır.

Sosyal medya, gelip geçici bir fenomen değildir. Sosyal medya, iletişimin geleceğidir. İnanmıyor musunuz?  Gençlerin, o küçücük telefon ekranlarında, bilmeyen için son derece karmaşık bir algoritma olan Facebook’la tutuştukları güreşi ve bunu yaparkenki tutkulu hallerini izleyin. Bana hak vereceksiniz.

Herkes Örgüt

Pazar, 29 Oca 2012 yorum yok

Kitabın Adı: Herkes Örgüt

Yazarı: Clay Shirky

Yayınevi: Optimist

İlk Basım: 2008

Sayfa Sayısı: 282

Yorum: Patlamış mısırdan(tuzsuz) daha tatsız olan ve pamuk şekerden daha çabuk eriyip giden onca sosyal medya kitabınından sonra gerçekten keyif alarak okuduğum bir kitap…  Kitap, 2008 de yazılmış olmasına rağmen, daha uzun süre sosyal medyanın temel dinamikleri hakkında yol gösterebilecek potansiyele sahip.” Haydi eller havaya”  modunun ötesinde entelektüel olarak sosyal ağlar ve  getirdiği değişimler ile ilgilenenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Bu noktada Clay Shirky’de dikkatle izlenmesi gereken önemli bir düşünür. Aşağıdaki Linkte; henüz internetteki gruplar ile ilgili düşüncelerini kitaplaştırmadan 2005 yılında TED Talks’ta yaptığı konuşmayı bulabilirsiniz.

İşbirliğinin Değişen Yüzü

 

The Next Big Thing

Salı, 13 Ara 2011 yorum yok

Amerikan başkan yardımcısı geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye yaptığı ziyarette bir sonraki Steve Jobs’un Türkiye’den çıkabileceğini söylemişti. Söyleyenin samimiyeti bir yana, ülkeye kazandıracakları hesaba katıldığında,bunun düşüncesi bile insanın dudaklarında gülümseme oluşturmaya yetiyor. Bu arada Steve Jobs’un köklerinin Malatya’ya dayandığı söylentisinden yola çıkarak, “zaten ilki de bizden çıktı” muhabbetine hiç girmiyorum 🙂

Yazının girişini, bilişim dünyasında oluşturduğu olağanüstü farktan dolayı Steve Jobs’tan yaptım, ancak bu yazının konusu henüz emekleme safhasında olan sosyal medya’nın Steve jobs’u ve ortaya koyacağı ürün hakkında olacaktır. Gelelim, bir sonraki dev sosyal medya aracının taşıması gereken başat özelliklere;

1. Mobilite

Facebooktan sonra, dünyayı kasıp kavuracak bir  ağın olmazsa olmazı mobilite olmak zorundadır. Cep telefonlarının hızlı bir şekilde internete entegre olmaları ve hemen arkasından gelen tabletler göz önüne alındığında, bundan sonraki projenin mobil ayağının çok güçlü olacağı su götürmez bir gerçektir. Apple’ın yeni işletim sistemi İOS 5’in Twitter entegrasyonu sonucu, Twitter’ın üye artış hızında %25 ivmelenme yaşanmıştır. Mobil yapı sosyal ağların hayata entegrasyonunu sağlayacak temel anahtardır.

Devam edecek….

Sosyal Medya Kitap Tavsiyesi

Çarşamba, 07 Ara 2011 yorum yok

Jeffry Gitomer, Satış, Sosyal MedyaKitabın adı: Sosyal Patlama

Yazarı: Jeffrey GITOMER

Yayınevi: Mediacat

İlk Basım: 2011

Sayfa Sayısı: 217

Yorum: Başlangıç seviyesindeki sosyal medya profesyonelleri için oldukça faydalı bir kitap.  Jeffrey GİTOMER satış dünyasına yıllarını vermiş bir guru…Bu tecrubesini sosyal medya bilgisi ile harmanlayarak okuyucuya sunuyor. Kitabın ön yüzündeki yazı içeriği hakkında net bilgi sunuyor. “Markanızı oluşturmak, kendinizi pazarlamak, ürünlerinizi satmak, içinde bulunduğunuz sektöre hükmetmek, arkanızı kollamak, çok para kazanmak ve küresel ölçekte satışın, itibarın, güvenin ve bağlılığın otoritesi olmak için profesyonel sosyal medyaya nasıl hükmedersiniz? ” yazarın bir satış gurusu olduğunu söylemiştim.  Kitabın kapağına onu satmak için yazdığı pasaj da bu yönü ile ilgili fikir vermiştir sanırım 🙂 Başlangıç kısmında, sosyal medyanın gücü ile ilgili biraz fazla tekrar içeren ama genel itibari ile sıkılmadan okunabilecek akıcı ve faydalı bir kitap, tavsiye ederim.

İnternet, Devinen Boğa ve Gofret Sorunu

Cumartesi, 03 Ara 2011 yorum yok

internet, sosyal ağ“Sosyal medya günlük hayatımızın sanal ortamdaki kopyasıdır.”  Facebook ile başlayan ve internetteki kimliklerin “gerçeklenme”si olarak tanımlayabileceğimiz akım, yukarıdaki tanımı gün geçtikçe daha kuvvetlendirmektedir.

Rumuzlar üzerinden yürüyen ve kullanıcılarına ikinci bir hayat sunan web 2.0’ın ikinci aşamasındayız. Artık internet üzerinde sosyalleşmek istiyorsanız, içeride,  günlük hayatta giydiğiniz ayakkabılarınızla dolaşmanız gerekiyor.  Sadece isimlerinizi doğru yazmanız yeterli değil,  telefonunuz, resimleriniz ve paylaştığınız her şey gerçek yaşamızla uyumlu olmalı. Ne gezdiğiniz yer ile ilgili yalan söyleyebilirsiniz ne de arkadaş grubunuzla ilgili. Zaten siz yalan söyleseniz de arkadaşlarınız, bilgilerinizi sosyal ağlarda doğru olarak paylaşacaktır.

Anlayacağınız “Rumuz: DevinenBoğa” devri sona erdi. Peki bizim markalarımız internetteki bu değişimin neresinde? Tüm dünya ticaretini etkileyecek, bu olup bitenlerin farkındalar mı? Çok uluslu  şirketler, çizgi romanlardan farksız olan interneti, sosyal ağlar sayesinde tüketicinin nefes alış-verişini izledikleri ekranlar haline getirdiler. Sosyal medya, dev markaların ürünlerinin, milyonlarca gönüllü denek tarafından test edildiği labaratuarlar olarak kullanılıyor. Peki bizdeki durum nedir? Yoksa sosyal medyayla ile ilgili tek derdimiz hala, gofret sayfamıza “yüz bin fan” bulmak mı?

Ne dersiniz?


İdeal Sosyal Ağın Peşinde

Pazar, 03 Tem 2011 1 yorum

Bilim felsefecileri, insanoğlunun medeniyet gelişiminin alet yapmayı öğrenmesi ile başladığını söylerler. Kolun uzantısı olan çekiç, elin uzantısı olan pense, parmağın uzantısı olan kanca geliştikçe insanlığın medeniyet yürüyüşü de hızlanmıştır. Bu çerçevede ideal alet, insanın bir parçası olmaya en yakın ve az kuvvetle, en fazla etkiye sahip olan olarak tanımlanabilir. İnternet tabanlı sosyal ağlar, bilim ve teknolojinin insanoğlunun hizmetine sunduğu ideal olma yolunda mesafe alması gereken, iyi birer alettir. Peki ideal bir sosyal ağ nasıl olmalıdır?

1. Kullanıcının elini, gözünü ya da vücudunun her hangi bir organını kullanıyormuşcasına, rahat bir şekilde yön verebildiği biçimde tasarlanmalıdır. Üyeleri sosyal ağı kullanırken arkadaş ya da aile ortamında sohbet ediyormuş gibi,  hiç bir uğraşıya gerek kalmaksızın kendilerini ifade edebilmelidirler.En düşük zeka seviyesindeki üyenin bile rahat kullanabileceği bir şekilde tasarlanmalıdr. Bu olay düşük seviyedeki üyeye kolaylık olarak gözükürken, yüksek seviyedeki kullanıcıya rahatlık olarak etki edecektir. Üst seviyedeki kullanıcı hiç bir direnç olamaksızın sistemi kullandığından dolayı keyif alacaktır.

2. Sosyal ağ kullanıcısına, evinin duvarlarının sağladığı kadar güvenli bir ortam oluşturabilmelidir. Kişi iletişim kurmasını sağlayan vucut organlarının hakimiyetine ne kadar sahipse, paylaşım konusunda kullandığı sosyal ağın paylaşım sınırlarına o kadar sahip olmalıdır. İstemediği hiç bir bilgi, hiç kimse ile paylaşılmamalı, her istediğini istediği herkes ile paylaşabilmelidir.

3. Sanal dünyada yer alan sosyal ağ, gerçek dünyaya alternatif değil onu destekler, onun işini kolaylaştırır şekilde çalışmalıdır. “Fayda”,  burada vazgeçilmez unsurdur. Sosyal ağ kişinin gerçek hayatını daha kötü hale getirmenin yerine onu imar eden bir yapıya sahip olmalıdır. Burada önemli olan kullanıcının sanal ortamda gerçek dünyayla bağlantılarının kopmamasını sağlamaktır.

Mevcut sosyal ağlar incelendiğinde daha alınacak çok yolun olduğu görülmektedir.