arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘sosyal medya’

Sosyal Medya ve Seçim Sonuçlarının Tahmini

Çarşamba, 06 Kas 2013 yorum yok

SocialMediaVote-3047’den 70’e toplumun vageçilmezi olan sosyal medya, seçim sonuçlarının tahmininde faydalı bir araç olarak kullanılabilir mi?

Şüphesiz bu konu ile ilgili bir çok farklı çalışma yapılabilir. Ancak bugün, ABD’de başkanlık seçimlerinin yapıldığı 6 Kasım 2012 tarihine dair Facebook’tan bazı veriler paylaşacağım. Seçmenler’in son kararlarını verdikleri o kritik günde, sadece sosyal medya kullanılarak seçim sonuçlarını erken tahmin etmek mümkün müydü?

Göz önünde tutmamız gereken İlk önemli veri, her 10 facebook kullanıcısından 9’u her gün bu siteyi ziyaret ediyor. 6 kasım 2012 seçim gününde de bu durum değişmedi, bir farkla; o gün paylaşımların odağında seçimler vardı ve gün boyunca sadece seçimler ile ilgili 71.7 milyon paylaşım yapıldı.

Facebook, belirli zaman aralığında, belirli bir konu hakkında ne kadar  konşulduğunu “Talk Meter” isimli bir algoritma ile ölçüyor. Seçilen konu ile ilgili sohbetin yoğunluğu ile bağlantılı olarak da 1 ila 10 arasında puanlama yapılıyor.  6 kasım günü seçimlerin Facebook’ta konuşulma oranı 9.27 idi. Bu rakam 2012’de ABD’de yakalanan en yüksek Talk Meter skorudur.

Konu adaylar bazında incelendiğinde ise  Romney 7,83 oranında konuşulurken, Obama’nın konuşulma oranı ise 8,41 idi.

Seçim günü saat 14:30 yapılan ölçüme baktığımızda ise,  ABD’de en fazla konuşulan 10 kelime ise şöyle sıralandı.

1. Vote / Voted / Votes
2. Obama
3. Election
4. Romney
5. Ballot
6. Polling
7. Ohio
8. Freedom
9. Campaign
10. Machines

Seçim sonuçlarını mı istiyorsunuz?  Sihirli küreye ihtiyaç yok, facebook’a bakın size galibi söyler. 🙂

Siyaset Asık Yüze Mahkum mu?

Salı, 23 Tem 2013 yorum yok

Görsel

Aşağıdaki fotoğrafı, dünyanın süper gücünü yöneten adam, halkına günaydın demek için, 10 saat önce Facebook hesabından paylaştı. 10 saat içerisinde yaklaşık 600 bin kişi fotoğrafı beğendi. 25 bin kişi arkadaşları ile paylaştı. Ne yalan söyleyeyim, siyasi iletişim ile uğraşan biri olarak, ülkem adına kıskandım.

Bizde, siyasetçinin giydiği keskin ütülü koyu takım elbise onun ruhuna da sirayet ediyor. Ortaya, asık suratlı eski Yunan tanrıları edası ile etrafta dolaşan insan profili çıkıyor. Bu psikolojide birinin halkı ne kadar anlayıp, nabzını nasıl tutacağının değerlendirmesini size bırakıyorum.

Peki ne yapmak lazım? Biraz tevazu iyi bir başlangıç olabilir. Ne dersiniz haksız mıyım?

Ya Sosyal Ol, Ya da Öl!

Pazartesi, 27 Ağu 2012 yorum yok

 

Tüketicinin talep ve beklentileri tarihin hiç bir döneminde olmadığı kadar hızlı bir şekilde değişiyor. Farklı kültür ve talepleri olan insan topluluklarının, özellikle internet ve sosyal medya vasıtası ile daha fazla etkileşim kurmaları bu hızlı değişimin kaynağıdır. Bu etkileşim bir yandan evrensel bir kültür oluşturup yerel yapıların köşelerini törpülerken, bir yandan da sağladığı sinerji ile yeni düşünce, akım ve beğenilerin daha hızlı gelişmesinini sağlıyor. Böyle bir yapı içerisinde, günün isteklerine göre imalatına karar vereceğiniz bir ürünün modası, siz daha AR-GE çalışmalarını bitirmeden geçecektir.

Önemli Sonuç: 

Tüketici taleplerini ortaya çıkaran etkileşimin gerçekleştiği birinci mecra sosyal medyadır. Bir markanız varsa mutlaka ama mutlaka bu yapıya yakın olmak zorundasınız. Çünkü tek çözüm günün nabzını iyi tutarak, geleceğe yönelik projeksiyonlar yapmaktır. Tüketici taleplerinin hızla değiştiği bir pazarda, markaların talep gören ürünler ortaya koymalarının başka yolu yoktur. Sonuç ürkütücü; ya sosyal ol, ya da öl!

 

Twitter Üzerinden Satış Takımı Yönetimi

Pazartesi, 30 Tem 2012 yorum yok

Saha satış takımı yöneticileri bilirler. Bir satış takımının, sağlıklı bir şekilde takibi, zahmetli bir konudur. Teknolojinin de ilerlemesi ile bu iş için kullanılabilecek pek çok sistem ortaya çıktı. Ancak bunlar bir kısmı itibari ile son derece pahalı teknolojilerdir. Son yöneticilik deneyimimde satış takımının yönetim ve takibi için Twitter’ı kullandım. Paylaşmak isterim.

İlk olarak kendinize yönetici olaral bir twitter  hesabı açıyorsunuz. Uygun bir isim ve güzel bir resim iyidir. Burada Erol TAŞ’ın, bir yönetici için iyi bir avatar olacağını düşündüm. 🙂

Profil oluştururken unutmanız gereken en önemli nokta, tweetlerinizi korumaya almanız. Ayrıca sizi takip eden tüm satış takımının da aynı şeyi yapmasıdır. Aksi halde satış ekibinizle olan iletişiminiz rakipleriniz tarafından heyecan ile takip edilecektir. Kısa sürede önemli takipçi kitlesi kazanacağınızın garantisini veririm. 🙂

Şimdi tüm satış takımına ve iletşime dahil etmek istediğiniz kişilere de korumalı birer hesap açtırtın. Siz satış takımın üyelerini, onlar da sizi takip etsinler.

Ayrıca, satış ekibi, kayıt sırasında Tweet’lerime konum bilgisi ekle kutucuğunu işaretlemeyi ihmal etmesinler.

Ve operasyon… Sahadaki satışçı, görüşme sonrası kısa raporunu yazar, konum bilgisini de ekleyerek akıllı telefondan tweet’ini gönderir.  Satış yöneticisinin haber kaynağına tüm ekibin hareketleri lokasyon bilgileri ile beraber anlık olarak yansır. Satış yöneticisi tek kanaldan bütün ekibi yönetir. Ekip üyeleri de istedikleri taktirde diğer satış takımı ile hareketlerini paylaşacaklarından dolayı oluşan sinerji müthiştir. Kullanım garantili…

Sosyal medya ve Müşteri ilişkileri

Pazar, 04 Mar 2012 yorum yok

Sosyal medya’nın bir iletişim kanalı olarak ortaya çıkması, pek çok alanda olduğu gibi iş hayatın da da köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Müşteri ile Firmanın (markanın) iletişim şekli eskiye oranla devrim denilebilecek ölçüde farklılaşıyor. Bu değişimin farkına varıp sürecin parçası olan markalar ilerde önemli kazanımlar elde edecekler. Sosyal medyaya gelip geçici bir moda gözü ile bakıp onu yeterince ciddiye almayanlar, bir süre sonra müşterileri ile iletişimde kör sağır ve dilsiz bir hale gelecekler. Peki sosyal medya ile gelen yeni süreçte neler değişti.

1. Tek bir müşterinin bile firma imajı ile ilgili oluşturabileceği etki sınırsız hale geldi. Memnun edilmeyen bir müşteri artık marka ile ilgili hayal edilemiyecek kadar yıkıcı etki oluşturabiliyor.

2. Firma, müşteriyi sadece kendi oluşturduğu iletişim kanallarında değil, tüm sosyal medya içerisinde dinler duruma geldi.

3. CRM süreçleri kaotik hale geldi. Sınırları çizilemeyen iletişim kanalları sebebi ile artık CRM süreçleri, esnek, çabuk değiştirilebilen, dedike edilmesi zor bir yapıda.

4. İletişimde zaman kavramı ortadan kalktı. Marka olarak 24 saat gözünüz kulağınız açık olmalı,  9-18 devri kapandı.

Unutmamak gerekir. Değişimi yönetmek, zorla değiştirilmekten her zaman daha karlıdır.

Aşağıda bu değişimi farklı bir bakış açısı ile gösteren bir infografik bulacaksınız. 

Facebook vs Pinterest

Cumartesi, 25 Şub 2012 2 yorum

Pinterest ile ilgili geçen hafta yazdığım yazı oldukça ilgi gördü? (Pinterest nedir ve neden önemli? ) Pinterest Facebooktan sonraki büyük sosyal medya olayı haline gelir mi? Facebook ile karşılaştırarak bu konunu üzerine biraz daha kalem oynatmak istiyorum.  İki siteyi birkaç başlık altında değerlendirelim.

Foksiyon

Facebook üyelerinin birbirleri ile haberleşmelerini sağlayan bir sistem. Bu sistem içerisinde sevdiğiniz, ilgilendiğiniz şeyleri paylaşabileceğiniz gibi, kişisel mesajlarınızı da diğer üyelere iletebilirsiniz. Oysa pinterest tamamen görsellik üzerine kurulmuş bir yapı. Yazılı kişisel mesaj oluşturmanız mümkün değil ancak görsellere açıklama yapabiliyorsunuz. İletişim aracı olarak zayıf kalması pinterestin eksik yönü…

Facebook=1 Pinterest=0

Tasarım

Basit, kullanımı kolay ve seçilmiş görsellerden oluşan bir duvarı ile tabiiki Pinterest galip…

Facebook=1 Pinterest=1

Kullanıcı deneyimi

Facebook şu anda, bu şekilde sıfırdan piyasaya çıkmış olsaydı. Kullanılabilmesi için telefon defteri kalınlığında bir kılavuza ihtiyaç vardı. Bu hali ile kalabalık ve karmaşık bir yapı . Oysa pinterest oldukça sade ve kullanımı keyifli…

Facebook=1 Pinterest=2

Sürdürülebilirlik

Facebook’ta oluşturulabilecek içerik yelpazesi çok daha geniş. Ayrıca kullanıcılarının hayatlarındaki her değişikliğin bir güncelleme değeri var ve bir “post” olarak karşılığını bulabiliyor. Pinterest yapı itibari ile buna izin vermiyor. Ayrıca son gelen istatistikler, kullanıcılarının orjinal içerik oluşturmak yerine daha ziyade var olan içeriği “repin” ettiğini gösteriyor.

Facebook=2 Pinterest=2

Entegrasyon 

Her iki sitenin de diğer yapılarla entegrasyonu son derece kuvvetli. Facebook internette dışa giden tüm bağlantıların %26’sını, pinterest ise %2,5’ini karşılıyor. Ancak dikkatiniz çekerim bu işi 11 milyonun biraz üzerinde üye ile yapıyor. Buna rağmen enterasyon konusunda hala facebook önde…

Facebook=3 Pinterset =2

Maddeler ve kıyaslamalar çoğaltılabilir. Ancak sonuçta Facebook hep bir adım önde olacaktır. İşin özü itibari Pinterestte ilginç bulduklarınızı, Facebook’ta ise hayatınızı paylaşıyorsunuz. Sizce kıyas kabul eder mi?

Sosyal Medya İle İş Bulma

Cumartesi, 18 Şub 2012 yorum yok

Ulaştığı kitle ve kullanım miktarı dikkate alındığında sosyal medya, adayların işverenlere, işverenlerinse adaylara ulaşabilmelerini sağlayan ciddi bir araç haline gelmiştir. İşe alacağı adayları kendisine gönderilen fax üzerinden tanımaya çalışan şirketketlerin yerini, geniş kapsamlı sosyal medya taraması sonucu çalışan seçen şirketler almıştır. Peki öyle mi gerçekten?

Ortalama bir şirketin insan kaynaklarına, ortalama bir pozisyon için 500’ün üzerinde başvuru olur. Bu çokluk içerisinde profesyonelce yönetilen sosyal ağ hesaplarınızın, sesinizi duyurmada size bir faydası olur mu ya da nasıl faydası olur?  İsterseniz önce 3 büyük network üzerinden tartışalım sonra bir infografik vereceğim.

1. Facebook:  Eğer kullanıcı adresinizi cv’inizin bir yerine iliştirmemişseniz, insan kaynakları uzmanı tarafından network içerisinde bulunmanız zordur. Facebook’ta isminiz arandığında sizinle aynı ismi taşıyan en az  50 kullanıcı ile karşılaşılır. Cv’nizdeki takım elbiseli fotoğrafınızla, arama sonuçlarında çıkan ufak profil resminizin örtüştürülmesi zordur. İhtimaller üzerinden gidilir. Her facebook kullanıcısının şahsına münhasır gizlilik ayarı olduğundan dolayı, bir süre sonra aramaktan vazgeçilir.  Şundan emin olabilirsiniz neredeyse hiç bir insan kaynakları uzmanı ilk görüşme öncesi facebook profilinizi incelemeyecektir. Ancak ikinci görüşmeye çağırılırsanız garanti veremem. Eğer gizlilik ayarlarınızda time line açıksa onu derli toplu tutmanız menfaatinizedir. Burada dikkat edilecek husus paylaşımlar arasında aşırılıklar olmamasıdır. Çok az insan kaynakları uzmanı, facebooktaki paylaşımlarınızdan profesyonel yetilerinizi analiz etmeye çalışır. Facebookta sergilenen özel hayatınızdır.

2. Twitter: Facebook ile karşılaştırıldığında size ulaşılması çok daha kolaydır. Yeni profil özellikleri ile kendinizi facebook’a yakın oranda ifade edebileceğiniz araçlar sunar. Eğer belli bir alanda uzmanlığınız varsa, twitter hesabınızı, ilginizi çeken şeylerle beraber uzmanlık alanınızdaki bilginizi paylaştığınız yarı profesyonel bir platform haline getirebilirsiniz. Bu sizin için önemli avantaj sağlar. Ben sahsen twitter adresim olan @sonmezmurat’ı bu şekilde kullanıyorum.

3.  Linked-in: Amacı profesyonel network sağlamak olan bir ağın, iş bulma noktasındaki önemini sanırım anlatmaya gerek yok. Derli, toplu, düzenli bir hesaba ihtiyacınız var. Sizi işe alacak olan profesyonellerin de neredeyse tamamının orada olduğunu ayrıca söylemeye gerek yok sanırım. Görüşme öncesinde, görüşeceğiniz kişi ile ilgili bir linkedin taraması, sizin için oldukça faydalı olacaktır.

Aşağıda 2012 yılına ait bir infographic bulacaksınız.  Yukarıdaki analizime az çok paralel şeyler söylemiş. Şöyle toparlayabiliriz;  “ne kadar Linkedin o kadar iş.”

social media job

Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi ile Sosyal Medya Yorumu

Perşembe, 16 Şub 2012 yorum yok

Görsel

Gençlerin Güreş Tutukusu Işığında Sosyal Medyanın Geleceği

Çarşamba, 08 Şub 2012 yorum yok

İnternet; hayatımızın vazgeçilmezi…90’ların ikinci yarısından itibaren evimize, bir on yıl sonra da cebimize girdi. Tek tarafli bilgi akışı ile başlayan hikaye sosyal medyanın topa girişi ile “Zeki Müren’in de bizi görebildiği” bir hale geldi.

Benim neslim radyonun, televizyon ve telefonun iletişim aracı olarak kullanıldığı bir dünyada doğdu.  Yaşıtlarım ve benden küçük olanlar bu araçların olmadığı bir dünya tasavvuruna sahip değiller. Bizim için ateş, tekerlek ve yazı ne ise; radyo, telefon ve televizyon odur.  Hepsinin yokluk durumu da biz ve bizden sonrakiler için deneyimlenmemiştir.

Şimdi  sosyal medya üzerine doğan bir nesil geliyor. Bu nesil Facebook’suz bir hayatı, arkadaşları ile Facebook olmadan haberleşmeyi bilmiyor. Onbeş- onaltı yaşındaki bir gencin hayatından sosyal ağları çıkartsanız,  çevresi ile iletişimini en az %40 oranında kısıtlamış olursunuz. Bir gün facebook kapansa, bu gencin, bu beklenmedik durumla başa çıkacak ve arkadaşları ile iletişimini aynı kalitede devam ettirecek bir “b planı” yoktur. Çünkü gencimiz için elektrik ne ise Facebook odur.  Onun hayatında prefacebook dönemi hiç olmamıştır.

Sosyal medya, gelip geçici bir fenomen değildir. Sosyal medya, iletişimin geleceğidir. İnanmıyor musunuz?  Gençlerin, o küçücük telefon ekranlarında, bilmeyen için son derece karmaşık bir algoritma olan Facebook’la tutuştukları güreşi ve bunu yaparkenki tutkulu hallerini izleyin. Bana hak vereceksiniz.

Herkes Örgüt

Pazar, 29 Oca 2012 yorum yok

Kitabın Adı: Herkes Örgüt

Yazarı: Clay Shirky

Yayınevi: Optimist

İlk Basım: 2008

Sayfa Sayısı: 282

Yorum: Patlamış mısırdan(tuzsuz) daha tatsız olan ve pamuk şekerden daha çabuk eriyip giden onca sosyal medya kitabınından sonra gerçekten keyif alarak okuduğum bir kitap…  Kitap, 2008 de yazılmış olmasına rağmen, daha uzun süre sosyal medyanın temel dinamikleri hakkında yol gösterebilecek potansiyele sahip.” Haydi eller havaya”  modunun ötesinde entelektüel olarak sosyal ağlar ve  getirdiği değişimler ile ilgilenenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap. Bu noktada Clay Shirky’de dikkatle izlenmesi gereken önemli bir düşünür. Aşağıdaki Linkte; henüz internetteki gruplar ile ilgili düşüncelerini kitaplaştırmadan 2005 yılında TED Talks’ta yaptığı konuşmayı bulabilirsiniz.

İşbirliğinin Değişen Yüzü