arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘The next big thing’

Samsungdan doğru cihaz, yanlış reklam

Pazar, 16 Eyl 2012 1 yorum

Samsung iphone 5’i yeni reklamı ile vuruyor. Reklamın sloganı “it doesn’t take a genius”  yani Samsung’un üstünlüğünü görmeniz için dahi olmanıza gerek yok. Bu reklam ile Samsung cihazının üstünlüklerini vurgularken aynı zamanda Apple markasının takipçisi olduğunun da altını çiziyor. Eğer reklamlarınızda rakip markayı kullanırsanız çok dikkatli bir dile sahip olmalısınız. Apple yıllarca Macintosch ile PC’yi karşılaştıran reklamlar yaptı ama tüm bu reklamlardaki dili rakibini aşağılamaya yönelikti. Oysa aşağıdaki reklam sanki Samsung’un sahip olduğu aşağılık duygusunu atmaya yönelik. Apple’ın başarısının sırrı teknik yeterliliklerin ötesinde marka olarak, kullanıcılarının tutkuyla kendisine bağlanmasıdır. Galaxy S3’ü Apple iphone5’i de Samsung üretmiş olsaydı, herhalde slogan şöyle olurdu. ” ÜSTÜNLÜĞÜN UZLAŞMAYA İHTİYACI YOKTUR.”  Samsung’un mükemmel cihazlarının ihtiyacı olan tek şey aynı mükemmellikte pazarlama… Markanın iletişim diline” biz daha iyisini yaptık” yerine “en iyisi bizimkisi” mantığı yerleşmedikçe Samsung için liderlik hayal gibi gözüküyor.

Facebook vs Pinterest

Cumartesi, 25 Şub 2012 2 yorum

Pinterest ile ilgili geçen hafta yazdığım yazı oldukça ilgi gördü? (Pinterest nedir ve neden önemli? ) Pinterest Facebooktan sonraki büyük sosyal medya olayı haline gelir mi? Facebook ile karşılaştırarak bu konunu üzerine biraz daha kalem oynatmak istiyorum.  İki siteyi birkaç başlık altında değerlendirelim.

Foksiyon

Facebook üyelerinin birbirleri ile haberleşmelerini sağlayan bir sistem. Bu sistem içerisinde sevdiğiniz, ilgilendiğiniz şeyleri paylaşabileceğiniz gibi, kişisel mesajlarınızı da diğer üyelere iletebilirsiniz. Oysa pinterest tamamen görsellik üzerine kurulmuş bir yapı. Yazılı kişisel mesaj oluşturmanız mümkün değil ancak görsellere açıklama yapabiliyorsunuz. İletişim aracı olarak zayıf kalması pinterestin eksik yönü…

Facebook=1 Pinterest=0

Tasarım

Basit, kullanımı kolay ve seçilmiş görsellerden oluşan bir duvarı ile tabiiki Pinterest galip…

Facebook=1 Pinterest=1

Kullanıcı deneyimi

Facebook şu anda, bu şekilde sıfırdan piyasaya çıkmış olsaydı. Kullanılabilmesi için telefon defteri kalınlığında bir kılavuza ihtiyaç vardı. Bu hali ile kalabalık ve karmaşık bir yapı . Oysa pinterest oldukça sade ve kullanımı keyifli…

Facebook=1 Pinterest=2

Sürdürülebilirlik

Facebook’ta oluşturulabilecek içerik yelpazesi çok daha geniş. Ayrıca kullanıcılarının hayatlarındaki her değişikliğin bir güncelleme değeri var ve bir “post” olarak karşılığını bulabiliyor. Pinterest yapı itibari ile buna izin vermiyor. Ayrıca son gelen istatistikler, kullanıcılarının orjinal içerik oluşturmak yerine daha ziyade var olan içeriği “repin” ettiğini gösteriyor.

Facebook=2 Pinterest=2

Entegrasyon 

Her iki sitenin de diğer yapılarla entegrasyonu son derece kuvvetli. Facebook internette dışa giden tüm bağlantıların %26’sını, pinterest ise %2,5’ini karşılıyor. Ancak dikkatiniz çekerim bu işi 11 milyonun biraz üzerinde üye ile yapıyor. Buna rağmen enterasyon konusunda hala facebook önde…

Facebook=3 Pinterset =2

Maddeler ve kıyaslamalar çoğaltılabilir. Ancak sonuçta Facebook hep bir adım önde olacaktır. İşin özü itibari Pinterestte ilginç bulduklarınızı, Facebook’ta ise hayatınızı paylaşıyorsunuz. Sizce kıyas kabul eder mi?

The Next Big Thing

Salı, 13 Ara 2011 yorum yok

Amerikan başkan yardımcısı geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye yaptığı ziyarette bir sonraki Steve Jobs’un Türkiye’den çıkabileceğini söylemişti. Söyleyenin samimiyeti bir yana, ülkeye kazandıracakları hesaba katıldığında,bunun düşüncesi bile insanın dudaklarında gülümseme oluşturmaya yetiyor. Bu arada Steve Jobs’un köklerinin Malatya’ya dayandığı söylentisinden yola çıkarak, “zaten ilki de bizden çıktı” muhabbetine hiç girmiyorum 🙂

Yazının girişini, bilişim dünyasında oluşturduğu olağanüstü farktan dolayı Steve Jobs’tan yaptım, ancak bu yazının konusu henüz emekleme safhasında olan sosyal medya’nın Steve jobs’u ve ortaya koyacağı ürün hakkında olacaktır. Gelelim, bir sonraki dev sosyal medya aracının taşıması gereken başat özelliklere;

1. Mobilite

Facebooktan sonra, dünyayı kasıp kavuracak bir  ağın olmazsa olmazı mobilite olmak zorundadır. Cep telefonlarının hızlı bir şekilde internete entegre olmaları ve hemen arkasından gelen tabletler göz önüne alındığında, bundan sonraki projenin mobil ayağının çok güçlü olacağı su götürmez bir gerçektir. Apple’ın yeni işletim sistemi İOS 5’in Twitter entegrasyonu sonucu, Twitter’ın üye artış hızında %25 ivmelenme yaşanmıştır. Mobil yapı sosyal ağların hayata entegrasyonunu sağlayacak temel anahtardır.

Devam edecek….

İdeal Sosyal Ağın Peşinde 2

Çarşamba, 05 Oca 2011 yorum yok

ideal sosyal ağSosyal ağların temel dayanağı, insanların bir araya geldiklerinde iletişim kurmaya olan ihtiyaçlarıdır. İnsanlığın varoluşundan bu yana mevcut olan bu ihtiyaç, bu günkü medeniyetimizin de kaynağıdır. Sosyal ağlar özleri itibari ile bu ihtiyacı gidermek için kurulmuş, mecralardır.

Hali hazırda popüler olan sosyal ağların başarılarının temel nedeni; insanların iletişime olan ihtiyaçlarını daha önce varolmayan bir metodla çözmelerdir. Sosyal medya insanoğlunun o güne kadar kullandığı ve denediği iletişim yollarına yepyeni bir alternatif olmuştur. Bunu şuna benzetebilirsiniz. İlk otomobil icad olduğunda o günkü hali ile bugün, kimsenin kulanmaya tenezzül etmeyeceği bir cihazdı ancak insanların kara ulaşımına devrimsel bir hız kattığından dolayı, o hali ile bile zamanının vazgeçilmezi haline geldi. Yani özü itibari bugün değerleri milyar dolara ulaşan sosyal ağların bu değere ulaşmalarının temel sebebi, ideal iletişim aracını kullanıcılarına sunmalarından ziyade, iletişime farklı bir boyut kazandırmalarıdır.

Bir sosyal ağ içerisinde, iki sosyal ağ kullanıcısı arasındaki “bağ” farklı isimlerle karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman “arkadaşlık”, kimi zaman “takip”, kimi zaman da “abonelik” terimleri ile bu bağ ifade edilmektedir. Esas itibari ile sosyal ağların birbirinden farkı da, bu bağlantı şeklinin tasarımından, kaynaklanmaktadır. Yani twitter ile facebook’un temel farkı üyeleri arasındaki bağı tasarlayış şekilleridir. Bu nokta aynı zamanda bu sosyal ağların yumuşak karınlarını oluşturmaktadır.

Mevcut sosyal ağlarda üyeler arasındaki bağ yapısı ile gerçek dünyadaki insanlar arasındaki bağ yapısı birbirleri ile uyuşmamaktadır. Sosyal ağların tamamına yakını spontane olarak ortaya çıktığından dolayı, gecekondu temeli üzerine yapılmış villaya benzemektedirler. Gerçek dünyada insanlar arası ilişkiler “arkadaşlık” , “takip” vb. terimlerle karşılanmayacak kadar derindir.  Oysa sosyal ağların tamamında bağlantıların isimleri farklı olsa temel mantık çizgileri aynıdır.  Bu halleri ile iki boyutlu bir evrende ilişkileri tanımladıklarını söyleylemek yanlış olmayacaktır. Oysa mevcut sosyal yapıda ilişkiler çok boyutludur. Şöyle bir örnekle açıklayabiliriz. Kağıt üzerine bir nokta koyun. Bu noktayı bir sosyal ağın üyesi olarak kabul edebilirisiniz. Mevcut yapıda bireyin, diğer ağ üyeleri ile ilişkileri, bu nokta ile kağıdın ilişkisine benzemektedir. Oysa gerçek dünyadaki durum;  nokta ile içi dolu bir kürenin ilişkisi şeklindedir. Sosyal ağların, bu ilişki yapısını yönetibilecek araçları kullanıcılarına sunacakları ana kadar  alacakları çok yol vardır.

Özetle; Facebook ya da Twitter sosyal medyanın ulaşabileceği son nokta değil, daha yolun başlangıcıdır.