close
3

Kartallar uzun yaşayan canlılardır. Derler ki; gökyüzünün sahibi bu asil kuşlar, belirli bir yaşa geldiklerinde keskin pençeleri, sivri gagaları, parlak tüyleri onları terk ettiğinden, hayati bir karar vermek zorunda kalırlar.

Büyük kısmı, kaderlerine boyun eğer, kendilerinden daha küçük kuşların ya da akbabaların yemi olup giderler.
Küçük bir kısmı ise acı dolu bir deneyime yelken açar. Bunlar kartal olmanın hakkını verenlerdir; gökyüzünde son nefesine kadar uçarak yaşamayı; yeryüzünde gezinerek ölmeye tercih edenler…
Önce başka hiç bir canlının ulaşamayacağı yüksek bir yere yeni yuvasını kurar, pes etmeyen kartal. Dışarıdan bakanlar kibrinden uzaklaştığını, yükseklere kaçtığını söylerler. Oysa kibir dışa karşı bir tutumdur. O bilir ki en büyük savaş kişinin benliği ile olan mücadelesidir ve bu mücadele için kendi ile baş başa kalması gerekir.
İlk iş eskisi kadar parlak ve sağlıklı olmayan tüylerini tek tek yolmaktır. Sonra sıra pençelerine gelir. Tırnaklarını birer birer söker. En son gagasını da kayalara vura vura kırar. Yeniden doğmak için sahip olduğu tüm silahları yok eder. Bugüne kadar onu üstün kılan herşeyi sıfırlar. Artık hayata karşı çıplaktır. Nasıl avlanılacağını, nasıl savaşılacağını bilir ama silahsızdır. Aç kalır, susuz kalır, üşür, uçamaz, avlanamaz.
Hayatla ölümün ne kadar yakın olduğunu anlar bu dönem, hayatı değerli kılanın ölüm olduğunu idrak eder. Sabrı öğrenir. Gülüp geçmenin parçalayıp yok etmekten daha değerli olduğunu kavrar.
Gün gelir sıkıntılar sona erer. Yolunmuş tüylerin yerine daha parlak olan yenileri, sökülmüş tırnakların yerine daha güçlü ve sivrileri, kırılmış gaganın yerine de çelik gibi sağlam olan yenisi çıkar. Tüy, pençe, gaga aynı silahlardır ama artık onu kullanacak kartal aynı kartal değildir.
Kıssadan hisse herkes elbet kendi payını alır.
Bu arada unutmadan, kartalın hayatının kararını vermesinin üzerinden 90 Gün geçmiştir.

Tags : #90GünBenim HikayemhayatKusursuzOl Ya Da Öl